8 Mayıs 2018 Salı

Cemile (Yorum) - Cengiz Aytmatov


KÜNYE

Kitabın Adı: Cemile
Kitabın Türü: Hikâye
Yazarı: Cengiz Aytmatov
Yayınevi: Ötüken Yayınları
Sayfa Sayısı: 80
Baskı Yılı: 2016

TANITIM BÜLTENİ
Aytmatov'a ilk büyük şöhretini kazandıran Cemile, birçoklarınca en güzel aşk hikâyesi olarak değerlendirilmiştir. Gerçekten de Cemile, aşk ve tabiatın çocuk dikkat ve masumiyetiyle sunulduğu şahane bir duygu tablosudur. Ayrıca töre ve çevre şartlarının insan unsurlarıyla ilişkileri açısından da olağanüstü bir hikâyedir.
"İşte şimdi burada, Villon'un, Hugo'nun, Baudelaire'nin Paris'inde, kralların ve devrimlerin Paris'inde, ressamların yüzyıllık Paris'i olmakla övünen her taşı ya bir tarihi, ya bir efsaneyi hatırlatan şu Paris'te Werther, Bérénice, Antoine ve Kleopatra, Manon Lescaut, Education Sentimentale, Dominique, hepsi birdenbire gözümden düşüverdi. Çünkü ben Cemile'yi okudum. Roméo Juliette, Paolo ve Francesca, Hernani ve Dona Sol, artık bunların hiçbiri gözümde değil, çünkü ben ikinci dünya savaşının üçüncü yılı yazında, 1943 yılının o Ağustos gecesinde Kurkureu vadisinde bir yerde Zahire arabaları ile giden Danyar ve Cemile'ye, bunların hikâyesini anlatan küçük Seyit'e rastladım."
-Louis Aragon-

KİTABIN YORUMU
#kitapyorumu #okudumbitti
Sevgili arkadaşlar pek çok kadın gibi Cemile de olması gerektiği için evlenmişti. Ama aşksız geçen günleri ne olacaktı? Üstelik tam da aşkını bulmuşken nasıl karar vermeliydi? Yengesi Cemile’nin ruhi dünyasını gözlemleyen delikanlı gözlerinde derin sevgiyi, köye ansızın gazi olarak gelen Danyar’ın türkülerinde de aşkı bulacaktır. Yaralı ayağına aldırmadan her işi yapan, sağlam karakterli Danyar’a hayran olurken her derdini paylaştığı yengesini sevmekten de vazgeçmeyecektir. Peki ya askerdeki ağabeyi Sadık dönünce neler olacak? Devamını okuyan olur diye anlatmadan yoruma geçmek istiyorum. Hikâyeyi okurken açıkçası daha vahim bir son bekliyordum ama bu sefer yazar merhametli davranmış. Belki de gerçekten hikâye böyle gelişmiştir bilemiyorum. Bu okuduğum beşinci Aytmatov kitabı ve gözlemlediğim iki husus var; birincisi bozkırdaki yaşam gerçekten zor, insan sayısı da oldukça az olduğu için oradaki insanlar birbirlerine bağlandıkları zaman günümüz şehirdeki insanlar gibi bağlılıkları geçici olmuyor. Daha çok ilişkilerini ruhlarının derinliklerinde hissediyorlar. Diğer husus ise; her ne kadar İslam ile buluşmuş bir coğrafya olsa da ya da kullanılan isimler Müslüman isimleri olsa da inanç sistemleri tam oturmamış. Karakterin savaşa giderken bir yandan Manas’tan yardım istemesi öte yandan canı yandığında Allah’tan yardım talep etmesi bence bunun bir göstergesi. Üç sene önce Aymatov’un setini almıştım. Okuyacağım daha dört kitabı var. Bakalım daha ne hikâyeler bekliyor beni. Sizlere de Aytmatov ile tanışmanızı ısrarla tavsiye ederim. 

0 yorum:

Yorum Gönder