18 Ağustos 2017 Cuma

Tempo Travel Dergisi (Alıntı) - Çorum


#tempotraveldergisi #gezirehberi #gezikitapları #çorum
Arkadaşlar bu ay aldığım Tempo Travel dergisinin yaz sayısında iki tane kitap eki vardı. Biri görselde gördüğünüz Çorum. 
Alıntı:
11’inci yüzyıldan itibaren Anadolu’nun Türk-İslam coğrafyası haline gelmesiyle birlikte Çorum’un tarihi ve kültürü daha da çeşitlenmiş ve zenginleşmiştir. Günümüzde ise kültürel ve tarihi birikimini modern şehircilik anlayışıyla birleştiren şehrimiz, dünyanın dört bir yanındaki tarihçilerin, arkeologların, müteşebbislerin, sanatkârların, eğitimcilerin akınına uğrayan bir yer haline gelmiştir. Tarım, sanayi alanlarında da önemli bir ivme yakalayan ilimiz, turizm sahasında gösterdiği gelişim ile Anadolu’nun önemli turizm merkezlerinden birine dönüştü.


Sanırım bundan sonraki gezmek istediğim yer belli oldu arkadaşlar 
ALINTI:
Hitit başkenti Hattuşa
Hititler, günümüzden yaklaşık 4 bin yıl önce Anadolu’nun büyük bir bölümüne hâkim olmuş ve Anadolu tarihine ışık tutan çok önemli miras bırakmışlardır. Bu miras gün yüzüne çıktıkça şehrimizin tarihi ve kültürel zenginliği de açığa çıkmaktadır. 
Çorum’daki en önemli antik merkez, hiç şüphesiz Hattuşa (Boğazköy). Ankara-Çorum istikametinde ilerlerken, Sungurlu’yu hemen geçtikten sonra karşınıza çıkan Hattuşa tabelası, sizi tarihin bu önemli merkezine yönlendiriyor. Örenyeri, otobana yaklaşık 30 kilometre mesafede. Hattuşa, ziyaretçilerini, aslına uygun kerpiçten yapılmış uzun bir blokla karşılıyor.


Tarihi yapıları minik bir ziyaret 
ALINTI:
Altı Kilometrelik Surlar
Hattuşa, Hitit İmparatorluğu döneminde, yüksek kulelerle desteklenen yaklaşık 6 kilometre uzunluğunda surlarla çevriliymiş. Şehrin farklı semtlerine giriş, surlara açılmış anıtsal kapılardan sağlanıyordu. Büyük bölümü günümüze kadar epey sağlam gelmiş, dış yüzünde aslan yontuları bulunan Aslanlı Kapı ve iç yüzünde silahlı tanrının bulunduğu Kral Kapı, bunların en önemlileri. Şehrin bulunduğu tepenin üst noktasındaki Yer Kapı, Hattuşa’nın en ilginç kalıntılarından. Şehrin surları, burada 20 metre yüksekliğinde yapay bir sırt üzerinden geçiyor. Kesik piramit biçimli bu oluşumun en üstünde, ortada yer alan Sfenksli Kapı ve bunun hemen altında Hattuşa’nın bugün içinden geçebilen tek tüneli var. 71 metre uzunluğunda ve 3 metre yüksekliğindeki tünelden geçilerek sur dışına çıkılıyor.

17 Ağustos 2017 Perşembe

Alain de Botton Kitapları


#okuduğumkitaplar #alaindebottonkitapları #denemekitapları #sosyolojikitapları
Arkadaşlar size bahsettiğim okuduğum diğer Alain de Botton kitapları. Felsefenin Tesellisi'nde; bütün yaşamımız boyunca felsefenin hayatımız ne kadar etkili olduğunu ve felsefeyle ilgilenen kişilerin ruhini dünyasının ne denli güzelleştiğini anlatılıyor.
Habeler'de; gazetenin, televizyonun, sosyal medyanın etkilerini, diğer çağlardaki insanlardan neden bu kadar farklı olduğumuz anlatılıyor.
Statü Endişesi'nde ise; geçmiş dönemlerden günümüze statünün çeşitlerini ve etkileri anlatılıyor. Hepsi birbirinden güzel bu kitapları hepinize tavsiye ederim. Gönül rahatlığıyla okuyabilirsiniz. 

Statü Endişesi (Yorum) - Alain de Botton


KÜNYE

Kitabın Adı: Statü Endişesi
Kitabın Türü: Deneme
Yazarı: Alain de Botton
Yayınevi: Sel Yayıncılık
Sayfa Sayısı: 332
Baskı Yılı: 2017

TANITIM BÜLTENİ
Statü Endişesi, hepimizin içini kemiren ancak pek nadir ifade edebildiğimiz bir korkuyu su yüzüne çıkarıyor: Başkalarının bizim hakkımızda ne düşündüğü korkusu ve başarısızlığımızın toplum tarafından acımasızca yargılanacağı hissi. Bir başka deyişle, evrensel bir endişeye, statü endişesine ayna tutuyor.
Alain de Botton, yine zarafet ve incelikle statü endişemizin nereden kaynaklandığını ve onu yenmek için neler yapabileceğimizi anlatıyor. Felsefecilerin, sanatçıların ve yazarların yardımıyla, statü endişesinin tarihsel öyküsünü ve tarih boyunca bu endişeyi yenmeye çabalamış hareketleri inceliyor. Toplumun acımasız yargılarına karşı kalkanlar edinen ve bu yolla mutluluğa ulaşmaya çalışan yalın ayaklı filozofların, üstsüz bohemlerin, komedyenlerin, şair ve ressamların bir resmigeçidini sunuyor okura.
Sonuç: Bu kitap yalnızca eğlendirmiyor, düşüncelerimizi de kışkırtıyor. Felsefenin yardımıyla toplumsal kaygılarımızdan kurtulmamızı sağlarken yürekleri hafifletiyor. Kitabı okuyanlar, belki yıllardır ruhlarını kemiren statü endişesinden arınmış olacaklar.

KİTABIN YORUMU
Biterken...
Sevgili arkadaşlar Alain de Botton kitapları denemelerden oluşuyor. Statü Endişesi’nde sahip olduğumuz tüm konumları, yetkileri örneklerle tüm insanlığın tarihi boyunca incelenmiş. Aslında benimde birkaç yıldır üzerinde düşündüğüm bir konuydu; Statü. Hepimiz çalıştığımız iş yerlerinde türlü statülere sahibiz. Peki, statü merdivenlerini çıkarken ya da statülerin etkisindeyken ne kadar hayatın içindeyiz, ne kadar hayatı yaşıyoruz?
İlk yüzyıllardan bu yana statü nasıl algılanıyordu, insanlar statüye ne boyutta değer veriyordu, statünün psikolojimize etkileri neler? İşte bu ve benzeri sorunların yanıtlarını yazar çok güzel bir dille açıklamış. Bence okuyunca çevrenizdeki yaşamı tekrar sorgulayıp yazarın değindiği noktaları yakalayacağınıza eminim. Çünkü pek çok detayı kendi yaşamımda da gözlemledim. Lakin önce yazarın değindiği noktaları kısaca anlatayım.
Antik çağlarda ön planda olan fiziksel güçtü. Doğal olarak o dönemde en hayran olunan kişiler gladyatörler, komutanlar veya askerlerdir. Onların öldürdükleri kişi sayısınca statüsü artıyordu. Onuncu yüzyıldan on dokuzuncu yüzyıla kadar statünün en zirvesinde şövalyeler, piskoposlar ve rahipler vardı. Hz. İsa'dan sonra dinin işaret ettiği yaşam modeli benimsenince rahipler daha bir sivrildiler. Ve statün getirdiği gücü kullanarak insanlara kötü davrandılar. Tabi bu statüyü iyilik içinde kullananlar vardı ama sayıları çok azdı. Çünkü o dönemlerde insanları kurt adam, cadı diye öldürüyorlardı. Fakat on dokuzuncu yüzyıldan sonra sanayileşme ve özgürlük hareketiyle birlikte insanların yaşam modeli değişti. Artık farkında olmadan herkes istediği konumu elde edebilecek koşullara kavuşmuştu. Eğer isterse çalışıp çok kazanarak eski insanların hayallerini kurduğu statüyü elde edebilirdi. Tahmin edeceğiniz üzere böyle bir yaşam modeli günümüzdeki insanlar arasında bir at yarışının başlamasına neden oldu. Çünkü yeteneklerini kullanan insanlar akıllı olarak görülüyordu. Hele de teknoloji alanındaki gelişmelerde yer alan kişiler dahi olarak anıldığından statünün konumu ruhban sınıfından çıkıp zenginlerin tekeline girdi. Üstüne birde tüketim çılgınlığı eklenince insanların psikolojisi iki kat etkilenmeye başladı. Artık erdem insanlar değil, pahalı giysiler giyen insanlar değerli oldu.
Anlayacağınız her çağın hastalığı başka. Bence hastalıklarımıza teşhis konulursa insan ilerlediği yolu daha iyi görebilir ve değerlendirebilir. Bende gönül rahatlığıyla Statü Endişesi'ni size tavsiye ediyorum. Hiç vakit kaybetmeden alıp okuyabilirsiniz. 

15 Ağustos 2017 Salı

Yeni Kitaplarım - Okuoku


#yenikitaplar #kitapkokusu #kitapgünü #indirimlikitaplar
Sevgili arkadaşlar resim gördüğünüz kitapların tanesini 10TL'ye okuoku.com'dan aldım. Mongoliad serisini İthaki stantında görevliyken incelemiştim. Tarih, savaş ve birazcık da fantastik olunca kaçırmak istemedim. Trendeki Kız'ı merak üzerine sipariş ettim. Dr. Erich Fromm ise her zaman ki favoirim. Onun kitaplarının bir kısmını temin ettim ve okudum. Okumayanlara tavsiye ederim.
1. Olma Sanatı - Dr. Erich Fromm
2. Trendeki Kız - Paula Hawkins
3. Mongoliad Birinci Kitap - Neal Stephenson
4. Mongoliad İkinci Kitap - Neal Stephenson
5. Mongoliad Üçüncü Kitap - Neal Stephenson


Arkadaşlar resimdeki kitaplar siparişimin ikinci kısmı oluyor. Sherlock Holmes özlerim diye ona dair iki kitap sipariş ettim. Bir tane daha var ama o 10tl değildi, o yüzden sonraya bıraktım. İnşallah indirime girer. Arkeolog olan Paul Sussman'ın "Perslerin Kayıp Ordusu" romanını okumuş ve çok beğenmiştin. Yeni çıkan Osiris Labirenti ve Saklı Vaha'yı da merak ettiğim için sipariş ettim. Bakalım nasıllar. 

Canım Vatanım - Hatıralar


3 erkek kardeşimin künyeleri ablalarında. Diğeri ise dedemden #hatıra#Türkiye #CanımVatanım

Arka Kapak Dergisi 2016 Mart Sayısı - Dosya Konusu; Umberto Eco


#dergiokumak #arkakapakdergisi #mart2016sayısı #edebiyatdergisi
Sevgili babil.com'dan sipariş ettiğim Arka Kapak edebiyat dergisinin sayılarını ara ara okumaya karar verdim. Mart 2016 sayısında Umberto Eco'nun hayatı ve kitapları konu alınmış. Okumak isteyenlere kesinlikle tavsiye ederim. Dergilerin eski ya da yeni sayısı yoktur. İçinde kitap ve yazar olan her sayısı değerlidir. 
ALINTI: Romanın Eco Çağı
Umberto Eco, 40’lı yaşlarının ikinci yarısında Gülün Adı’nı yazmaya koyulduğunda, zihninde roman yazmakla ilgili hemen her şey yerli yerindedir. İyi bir tarihçi, sıkı bir göstergebilimci, kalın kitapları olan bir akademisyendir. Edebiyat eleştirmenliği yapmış, James Joyce ve James Bond romanları üzerine eserler vermiştir. Bir yayıncı arkadaşı, “amatörlere polisiye hikâye yazdırmaktan” bahseder bir gün. Eco, Ortaçağ uzmanı olarak o dönemde geçen bir polisiye hikâyenin nasıl olacağını düşler hemen. Uydurma rahip isimleri dolaşmaya başlar zihninde. Bir manastırda kitap okuyan ve zehirlenen bir rahip belirir sonra. Ursula Le Guin’in dediği gibi, aslında her roman bir karakterin ufukta görülmesiyle yazılır. Umberto Eco da, Ortaçağ’da bir manastırda geçen bir Sherlock Holmes parodisini, yani Baskerville’li William’ı görür. Önce ona bir dünya inşa eder. Dağ başında bir manastırı, manastırın içindeki Borges-vari bir labirent şeklindeki, kütüphaneyi ve Aristo’nun “komedi” üzerine kayıp kitabını yerleştirir.
Abdullah Yavuz Altın - Syf. 22

14 Ağustos 2017 Pazartesi

Sherlock Holmes, Sir Arthur Conan Doyle Kitapları


#sherlockholmes #sirarthurconandoyle #okuduğumkitaplar #serikitaplar
Arkadaşlar işte okuduğum Sherlock Holmes kitapları, hepinize tavsiye ederim. Elinde kitabı bulanan varsa bir an önce başlayabilir. Çünkü çok şey kaçıyor ve haberi yok. 
1. Dörtlerin İmzası
2. Baskerville'lerin Köpeği
3. Korku Vadisi
4. Kızıl Dosya
5. Aklın Şüphesi Suçun Gerçeğidir
6. Gerçekler Kanıt İster
7. Şüphe Asla Uyumaz
8. Suç Detayda Saklıdır
9. Akıl Oyunlarının Gölgesinde

Sherlock Holmes, Dörtlerin İmzası (Yorum) - Sir Arthur Conan Doyle


KÜNYE

Kitabın Adı: Dörtlerin İmzası, Sherlock Holmes
Kitabın Türü: Polisiye Roman
Yazarı: Sir Arthur Conan Doyle
Yayınevi: Ren Kitap
Sayfa Sayısı: 208
Baskı Yılı: 2017

TANITIM BÜLTENİ
“Bir şeyi saklamanın en iyi yolu, onu herkesin görebileceği bir yere koymaktır.” -Sherlock Holmes- “Bir şark rüzgârı geliyor, Watson. (...) Öyle bir rüzgâr ki İngiltere’de böylesi esmedi. Soğuk ve acı bir rüzgâr bu Watson ve birçoğumuz bu rüzgârın karşısında çürüyüp gideceğiz. Fakat yine de Tanrı'nın rüzgârı bu; fırtına dindiğinde, güneşin altında daha temiz, daha güzel ve daha güçlü bir toprak yatacak.”Dörtlerin İmzası Sir Arthur Conan Doyle’un bir ay içerisinde yazdığı ve kitap haline getirmeden önce öyküler halinde dergide yayımladığı ikinci Sherlock Holmes romanı. Doyle, diğer romanlarında olduğu gibi bu romanında da okurları soluk soluğa bırakıyor. “Varoluşun sıkıcı rutininden tiksiniyorum. Zihinsel heyecan burnumda tütüyor.”

KİTABIN YORUMU
Biterken...
Sevgili arkadaşlar Sherlock Holmes'a veda ederken böyle hoş bir konsept hazırlamak istedim. Bu hikâyede diğer hikâyeler gibi harikaydı. Gerçi Sherlock Holmes'un okuduğum son kitaplarından olduğu için az çok yazarın izlediği yolu doğal olarak tahmin ediyorum. Tabi toplam 60 hikâye okuduğumdan tüm hikâyeler gündelik hikâyelermiş gibi gelmeye başladı. Kitabın adı aslında pek çok şeyi anlatıyor fakat ben kısaca değineyim.
Ortada kaybolmuş bir Agra hazinesi, iki de ceset var. Gemici babasını çocukluğundan beri görmeyen Bayan Morstan bir gün öldüğü haberini alır lakin babasının cesedini bir türlü bulamazlar. Aradan on yıl geçer ve bu süre zarfında Bayan Morstan'a gizemli mektuplarla birlikte bir takım mücevherler gelir. Malum hem bu gizemli mektup ve hediyeleri hem de babasının sır ölümünü merak eden Bayan Morstan Sherlock Holmes'a başvurur. Bildiğiniz gibi ortada bir hazine varsa mutlaka peşinde de birileri vardır. Peki, bu kişiler kim diye soracak olursanız, Jonathan Small, Muhammed Sigh, Abdullah Khan ve Dost Ekber'dir. Kendilerine "Dörtler" derler. Agra hazinesi almak için yemin ederler. Artık hikâyedeki adları "Dörtlerin İmzası"dır.
Devamını uzun uzadıya anlatmak istemiyorum. Belki okuyan olur, hevesi kaçmasın. Bu hoş hikâyeye ve Sherlock Holmes'a veda ettiğim için oldukça hüzünlüyüm. Kim bilir belli bir zaman sonra tekrar okumak isterim, bilemiyorum. Ama şimdilik Sherlock Holmes’un adı geçen hikâye ya da romanları okuyacağım inşallah. Sherlock Holmes ile tanışmayan varsa bir an önce tanışmalarını tavsiye ederim. Çünkü polisiyede harika bir macera ve heyecan sizleri bekliyor. 

11 Ağustos 2017 Cuma

Antik Yayınları, Doğu Klasikleri


#doğuklasikleri #okuduğumkitaplar #antikyayınları 
Arkadaşlar Antik yayınlarının okuduğum Doğu klasikleri serisi, ben Kırmızı seri diyorum.  Okumayan varsa herkes tavsiye ederim. Her eser birbirinden güzeldi. 
1. Yunus Emre'den Seçmeler
2. Babürnameden Seçmeler - Muhammed Babür
3. Kutadgu Bilig - Yusuf Has Hacip
4. Şark Mektupları - Lady Montague
5. Alimlerin Akıl Oyunları - Muallim Naci

Tempo Travel Dergisi Yaz Sayısı


#tempotraveldergisi #gezirehberi #gezikitapları
Arkadaşlar Tempo Travel dergisinin ilk bahar sayısı mayıs ayında almış ve çok beğenmiştim. Geçen gün kitapçıda gezerken yaz sayısına da denk geldim. Ve hiç vakit kaybetmeden aldım. Bu derginin ek olarak verdiği resimli şehir kitapları bayılıyorum. Herhalde serinletici olur diye Bursa'nın harika şelelelerini seçmişler. İnsanın bakınca bile içi serinliyor. Eh tabi, Çorum kitabına da göz atmadan olmaz. Ama önce bu harika dergiyi okuyacağım. Hem derginin hem de kitapların içinden resim ve video paylaşımlarında bulanacağım bilginize 


ERNEST HEMINGWAY
Bana göre büyükbabalar sonsuz bir şefkati, sabrı, hayat derslerini temsil ederler. Peki, ama edebiyatın büyükbabası kim? Benim cevabım; Hemingway. Onun dünyası, tüm o eski moda serüvenler yaşayabileceğimiz hayata nasırlı ellerle tutunmuş yerlerle dolu. Dünyada birçok yer bu büyük adamın ismini anmayı, koca adımlarıyla arşınladığı sokakları belirtmeyi ve kitaplarını yazdığı yerlere işaretler koymayı sever. 
Syf. 46-56


SİCİLYA / KAOTİK PAZARLAR
Başkent Palermo ile başlayalım. Burası kocaman bir şehir. Eski zamanlarda, Roma ve Napoli’den sonra İtalya’nın en büyük kenti imiş Palermo. İlk kez gidenler için sadece eski şehir merkezini keşfetmek bile yeterince güzel olabilir. Eski kent bir ana caddenin iki yakası boyunca uzanıyor. 
Palermo’da fazla koşturmadan iki-üç saat ayrıabileceğiniz iki ilginç durak daha var. İlki; dünyanın en etkileyici katakomplardan olan Cappucini yeraltı mezarları. 8 bin iskelet-kafatası ve 1599-1920 yılları arasında mumyalanmış bin 252 beden, koridorlar boyunca sergileniyor. Buradaki mumyalama yöntemi en eski ve başarılı tekniklerden biri olarak kabul ediliyor.
Syf. 93