15 Şubat 2018 Perşembe

Alice Harikalar Diyarında (Yorum) - Lewis Carroll


KÜNYE

Kitabın Adı: Alice Harikalar Diyarında, Aynadan İçeri
Kitabın Türü: Masal / Dünya Klasikleri
Yazarı: Lewis Carroll
Yayınevi: Yabancı Yayınları
Sayfa Sayısı: 288
Baskı Yılı: 2017

TANITIM BÜLTENİ
Bu sabah kalktığımda ben ben miydim? Sanki biraz farklı gibiydim ama ben aynı ben değilsem, o zaman yahu ben kimim? Alice’in yolculuğu, elindeki saate bakarak hızlı hızlı yürüyen o tuhaf giyimli tavşanı görmesiyle başladı. Maceraları çok seven Alice’in, tavşanın peşinden gitmesi ve kendini her şeyin oldukça saçma olduğu bir dünyada bulması kaçınılmazdı. Yediği ve içtiği her şeyle birlikte boyunun bir kısalıp bir uzadığı yetmezmiş gibi Alice, bir de hayatında gördüğü en sıra dışı çay partisine katılmıştı. İyi de, her şey ne zaman bu kadar tuhaf bir hal almıştı?

KİTABIN YORUMU
#kitapyorumu #okudumbitti
Sevgili arkadaşlar sekiz yaşındaki minik bir kızın başından geçen maceraları okumak oldukça keyifliydi. İnanır mısınız, eserdeki diyalogların pek çoğu bana Küçük Prens’i hatırlattı. Biraz daha ters bir bakış açısıyla. Küçük prensin karşılaştığı kişiler genellikle hayatın olumsuz yanlarında boğulup giden insanlardı. Ve küçük prens onlarla konuşarak hem doğruluğu hem de umudu aşılıyordu. Alice hikâyesinde ise karşılaştığı kişiler çoğunlukla Alice’in öğrendiği dogmatik kalıpları yıkıyor, farklı düşünmesini sağlamak için bilinen doğruları ters matematik ile izah ediyor. İki kere ikinin beş etmesi gibi bir durum söz konusu! Eserin içindeki maceralara gelirsek; ilk kitap olan Alice Harikalar Diyarında, Alice konuşan hayvanlarında olduğu, iskambil kâğıtlarının insansı formlarıyla tanışıyor. Kartların sahip olduğu özelliklerde bu kişilerin karakter özelliğine dönüşüyor. İkinci kitap olan Aynadan İçeri’de ise Alice satranç taşlarının insansı yapısıyla tanışıyor. Tabii ilk etapta bir çocuk olarak şaşırıyor. İkinci hikâyede tıp bir satranç oyunu gibi devam ediyor. Atlar karşılaşıp düello yapıyor, şah kaçıyor gibi. Muhtemelen yazar hem iskambil oyunlarında hem de satranç oyunun da oldukça iyiydi. Ve harikalar diyarını dizayn ederken bu kişi materyalden yararlandı. Okulda dersleri nasıldı bilmiyorum ama matematiği çok iyi olmalı. Kitabın sonuna doğru yazarın masalı okuyacak minik çocuklara da hoş bir mektubu var. Vizyon sahibi biri olarak geleceğin çocuklarının hayallerinin ölmemesi için temenni de bulunuyor.
Ayrıca çevirisini, içindeki karakalem çizimleri ve ciltli baskını çok beğendim. Malum dünya klasikleri arasında olduğundan hangi yayınevinden alsam bilememiştim. Ama güzel bir yayınevi seçtiğim için mutluyum. Hem çocuklara hem de çocuk ruhunu canlı tutanlara ısrarla tavsiye ederim. 

14 Şubat 2018 Çarşamba

Alice Harikalar Diyarında (Karakalem Çizimler) - Lewis Carroll











11 Şubat 2018 Pazar

Yeni Aldığım Kitaplar



#indirilimlikitaplar
Arkadaşlar bu sefer ki alış verişimde şansımı Agatha'dan yana kullandım. Hatta alacağım Halide Edip Adıvar'ı ve Levant'ı bırakmak zorunda kaldım. Ama en kısa zamanda almayı planlıyorum. 
1. Cesetler Merdiveni 
2. Briç Masasında Cinayet
3. Elmayı Yılan Isırdı
4. Porsuk Ağacı Cinayeti
5. Beklenmeyen Misafir


Arkadaşlar geçen gün indirimli kitapların görsellerini paylaşmıştım. Alamadığım Halide Edib ve Levant kitapları vardı. Hazır kardeşim D&R'a gitmişken ondan alamadığım kitapları sipariş ettim. İnşallah en kısa zamanda okuyacağım. 


10 Şubat 2018 Cumartesi

İletişim Yayınları Psikoloji Dizisi



#okuduğumkitaplar #psikolojikitapları
Sevgili arkadaşlar iletişim yayınları psikoloji dizisinden pek çok paylaşım yapıyorum. Ve bu diziyi de herkese tavsiye ediyorum. Görselde beş kitap daha eksik malum kitap sayısı artıkça kadraja sığmıyor okuduklarım. Ama okuduğum sırayla hepsinin ismini yazacağım. Kitap okumanın terapi etkisi yaptığını biliyorum ve sıkıcı diye tanımlayabileceğimiz kitapları da canımız sıkılmasın diye tercih etmiyoruz. Aslında romanlar kadar fikir kitaplarını da okumamız gerekiyor. Çünkü yaşamımız sadece duygulardan ibaret değil. Doğal olarak ruhunda fikir dünyasıyla tanışmaya ihtiyacı var. ;)
1. Zor Kişiliklerle Yaşamak - Dr. François Lelord
2. Aşık Olmak - Dr. Ayala Pines
3. Aşk - Wilhelm Shcmid
4. Mutsuz Olmak - Wilhelm Shcmid
5. Sakin Olmak - Wilhelm Shcmid
6. Arkadaşlıktaki Saadete Dair - Wilhelm Shcmid
7. Vücudunuz Hayır Diyorsa - Dr. Gabor Mate
8. Zor Bir Ailede Büyümek - Dr. Susan Foward
9. İkili İlişkilerde Duygusal Manipülasyon - Dr. Pascal Cuderc
10. Manevi Taciz - Marie Hirigoyen
11. Kendine Saygı - Dr. François Lelord

Kendine Saygı (Yorum) - Dr. Christophe André, François Lelord


KÜNYE

Kitabın Adı: Kendine Saygı
Kitabın Türü: Psikoloji
Yazarı: Christophe André, François Lelord
Yayınevi: İletişim Yayınları
Sayfa Sayısı: 309
Baskı Yılı: 2016

TANITIM BÜLTENİ
Kişiliğimizin en temel boyutlarından biri olan kendimize saygı, her zaman bilincinde olamadığımız ölçüde nazik, soyut ve karmaşık bir olgudur. Kendine, kendimize saygı? Kendimizi nasıl görüyoruz? Gördüğümüzü beğeniyor muyuz, beğenmiyor muyuz? Kendimize karşı bu yargılayan bakışımız, ruh sağlığımız açısından yaşamsal bir öneme sahiptir. Bu konudaki yanıtımız olumluysa, insan kendini daha iyi hisseder ve yaşamın zorluklarına daha kolay direnç gösterir. Ama verdiğimiz yanıt negatif öğeleri içeriyorsa, kişinin yaşamını altüst edebilecek sıkıntı ve rahatsızlıklar kapının eşiğindedir artık. Bu nedenle, “kendine saygı” kavramını daha iyi anlayabilmek için zaman harcamak boş ve yararsız bir çaba değildir; hatta verimli ve yararlı bir uğraştır.
İletişim okurunun Zor Kişiliklerle Yaşamak adlı kitaplarından tanıdığı psikiyatr Christophe André ve François Lelord bu yeni çalışmalarında, aynı benzersiz üslûplarıyla, “kendine saygı” olgusunu tüm yönleriyle (ailede, iş yaşamında, evlilikte vb.) ele alırken, kitabın içeriğini daha da zenginleştiren anket ve değerlendirme sonuçlarıyla, çalışmalarına okuyucularını etkin bir biçimde katmayı başarıyorlar.

KİTABIN YORUMU
#kitapyorumu #okudumbitti
Sevgili arkadaşlar İletişim yayınlarının psikoloji dizisinden okuduğum on birinci kitap oldu. Psikiyatr Andre ve Lelord’un daha önce “Zor Kişiliklerle Yaşamak” kitabını okumuş ve çok beğenmiştim. “Kendine Saygı” eserinde ele aldıkları konuda gerçekten ilgiye ve okumaya layık bir öneme sahip. Kitabın ilk bölümlerinde kendine saygının ne olduğunu, bir insanda kendine saygı kavramının kaç yaşında geliştiğini, kendine saygının üç temel direğinden bahsedilmiş. Bir kişinin kendine saygısı sabit değil, sürekli çevresindeki kişi ve koşullara göre değişen bir yaşam formu. Doğal olarak kendine saygının üç temel direği de bu mantık üzerine kurulu. Birincisi; kendine güven, ikincisi; kendinden emin olma, üçüncüsü ise; kendinden hoşnut olma. Kendine güvenin olması için kim olduğunu bilmek çok önemli. Çünkü kendini tanımayınca kendini savunamıyorsun da. Kendinden emin olmak için öncelikle yapılan hataları kabul etmek gerekiyor. Kendinden hoşnut olmak içinse; başarı, inanç ve kendini görünüşünü benimsemek fazlasıyla mühim! Ayrıca sahip olduğumuz hayaller ve ideallerde kendine saygıyı olumlu ya da olumsuz yönde etkileyebiliyor. Yazarlar; eğer ideallerimiz patolojik (hastalıklı) nedenlere dayanıyorsa depresyona girme ihtimalinizin daha yüksek olduğunu vurguluyor. Takriben sekiz yaşından sonra oturmayan başlayan kendine saygı büyük travmatik olaylardan da çok etkileniyor.
Son olarak eserin çevirisini ben beğendim. Belki çok fazla bu diziden okuduğum içindir bilemiyorum. Çünkü bazı yerlerde teminolojik kavramlar var. Eğer bu kavramlara aşina değilseniz anlamlarını araştırarak okumalısınız o zaman kitabı okumayı da seversiniz. Uzun lafın kısası bu eşsiz eseri herkese tavsiye ederim. 

6 Şubat 2018 Salı

Arka Kapak Dergisi (Alıntı) - 2016 Ağustos Sayısı


#dergiokumak
Arkadaşlar yeni bir kitaba başlamadan evvel Arka Kapak dergisini okuyayım dedim. 2016 ağustos sayısının dosya konusu "George Orwell" 
ALINTI: ÜTOPYALARDAN KARABASANLARA 1984'TE YAŞAMAK
George Orwell, benzetme üzerine akla ilk gelen yazarlardandır, gerçekçidir, 1984’te yarattığı dünya o kadar gerçekçidir ki, insan uzun bir süre otellerde 101 numaralı odanın önünden geçerken ya da tabelasını gördüğünde ürperir. Orwell eşitliği önemser, her seferinde çaba ve gayretin ne anlama gelebileceğine dikkat çeker. Öyle ki, Orwell’a göre insanın ülküsü mutlaka eşitliğe yönelmelidir. Aski halde insan kendisini “insan” hissedemez, çünkü Orwell’a göre bir insanın diğerleriyle eşit olmak isteği kadar muhteşem başka hiçbir düşünce olamaz. Orwell karamsarken bile çaba ve gayretim sistemi alt edebileceği imasını verir okuyucuya.
Yunus Emre Tozal - Syf. 22-23






5 Şubat 2018 Pazartesi

Mutlu Prens, Bütün Öyküler (Yorum) - Oscar Wilde



KÜNYE

Kitabın Adı: Mutlu Prens, Bütün Öyküler
Kitabın Türü: Masal/Öykü
Yazarı: Oscar Wilde
Yayınevi: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Sayfa Sayısı: 257
Baskı Yılı: 2017

TANITIM BÜLTENİ
Yapıtlarının çeşitliliği kadar, yaşantısıyla da 19. yüzyılın en iz bırakan yazarlarındandı. Şiirleri (Reading Zindanı Baladı), oyunları (İdeal Koca), deneme ve mektuplarının (De Profundis) yanısıra, bu ciltteki biraraya getirilmiş bütün öykü ve masallarıyla da Wilde, sanatta "güzel"in yılmaz bir savunucusu olmuştu.
Bütün Masallar, Bütün Öyküler'de is, peri masalından polisiye öyküye, denebilirse, insanlığın bütün duygu halleri var.

KİTABIN YORUMU
#kitapyorumu #okudumbitti
Sevgili arkadaşlar her zaman fırsat bulamasam da dünya klasiklerinden sık sık okumaya çalışıyorum. Oscar Wilde’ın “Mutlu Prens” diye basılmış kısa eseri vardı ama ben bütün öykülerini almayı tercih ettim. Çünkü bir yazarın dilini kırk sayfalık bir eserle anlamak mümkün değil. Bu kitapta Mutlu Prens’in haricinde fantastik kategorisinde değerlendirebileceğimiz tam on sekiz tane daha öyküsü var. Önceden söyleyeyim hepsi masal formatında olan hikâyelerin hepsi birbirinden güzel. Size beni etkileyenlerden bahsetmek istiyorum. Bir insana âşık olan bülbülü anlatan “Bülbül ve Gül”, bahçesini çocuklarla paylaşmayan “Bencil Dev”in sonu, halkını korumak adına asilzadelere karşı mücadele veren “Genç Kral”, gönlünü güzel prensese kaptıran cüceyi anlatan “Prensesin Doğum Günü”, âşık olduğu denizkızına kavuşabilmek için ruhundan vazgeçen “Balıkçı ve Ruhu”, kibirle hareket ederek annesini yanından kovan “Yıldız-Çocuk”, baktırdığı el falı yüzünden bunalıma giren “Lord Arthur Savile’in Suçu”nu mutlaka okumalısınız!
Ayrıca her gün kişisel sayfamda pek çok özlü söz paylaşıyorum. Paylaştığım sözler arasında Oscar Wilde’nin de sözleri vardı. Dikkat ettim de bu kitapta birçok cümlesi bana tanıdık geldi. Ve yanına yeni özlü sözlerde eklenecek gibi duruyor. Birde neredeyse bütün dünya klasiklerinde olduğu gibi bu eserde harika bir betimleme var. Klasikleri okuyanlar bilirler, böyle eserleri okumak elbette zaman alıyor. Ama o kelimelerin muazzamlığı okuyunca zihninizde yeni yeni şemalar oluşacağına hiç şüphem yok. Bence sıkılsanız da pes etmeden okumaya devam etmelisiniz. Eğer İngiliz edebiyatının bu müstesna yazarıyla tanışmadıysanız, bütün masalar ve bütün öyküler kitabı harika bir başlangıç olabilir. ;)

2 Şubat 2018 Cuma

Ocak Ayında Okuduğum Kitaplar



#ocakayındaokuduklarım
Sevgili arkadaşlar Ocak ayında yedi kitap ve bir edebiyat dergisi okumuşum. Bu ay tempom çok iyi değildi açıkçası. Şubat ayında da fuar var. Bakalım ne kadar kitap okuyabileceğim. 

1. 44 Türk Masalı - Ignacz Kunos
2. Ego Durumları - John ve Helen Watkins
3. Assassin's Creed Sahipsiz - Oliver Bowden
4. Çalışmanın Mutluluğu ve Sıkıntısı - Alain de Botton
5. Kadınlar - Eduardo Galeano
6. Aziyade - Pierre Loti
7. İki Dirhem Bir Çekirdek - İskender Pala

İskender Pala Kitapları




#okuduğumkitaplar #kitapyorumu
Arkadaşlar bugüne kadar İskender Pala'nın dört kitabını okudum. Hepsi de ele aldıkları konu açısından bilgilendirici ve keyifliydi. İlk olarak "Muhteşem Şair Muhibbi"yi okudum. Sultan Süleyman'ın kendi mahlasıyla birlikte şiirlerinin yer aldığı bir kitaptı. İkinci olarak; "Aşkname"yi okudum. İçinde pek çok aşk hikâyesi yer alıyordu. En anlamlı bulduğum Kani'nin hikâyesiydi. "Kırk yıllık Kani, olur mu yani" cümlesi hala aklımda. Daha sonra "İstanbulcunun Sandığı"nı okumuştum. İstanbul'a büyük bir hayranlığımdan olduğundan bir çırpıda bitirmiştim. Gene İstanbul'daki belirli semtlerde geçen hikâyeler konu alınıyor. Son olarak da; "İki Dirhem Bir Çekirdek"i okudum. Bütün kitapları sevgili kitapseverlere tavsiye ederim. 

31 Ocak 2018 Çarşamba

İki Dirhem Bir Çekirdek (Yorum) - İskender Pala


KÜNYE

Kitabın Adı: İki Dirhem Bir Çekirdek
Kitabın Türü: Deyimler
Yazarı: İskender Pala
Yayınevi: Kapı Yayınları
Sayfa Sayısı: 212
Baskı Yılı: 2010

TANITIM BÜLTENİ
Anlatımı güzelleştirmek, savunulan fikir ve düşünceyi daha etkili kalmak daha etkili kalmak üzere her dilde kalıplaşmış bazı sözler bulunur. Atasözleri, dua ve temenni cümlecikleri, sövgü ve ilençler, bilmece ve tekerlemeler... Bu tür kalıplaşmış sözler arasında, dilin bünyesinde en sık rastlanılanlar ise deyimdir. Dilin bünyesinde kalıplaşmış ve kökleşmiş olarak değişmeden kullanılan deyimler, hiç şüphe yok ki anlatıma canlılık ve güç katarlar. Bu sayede düşüncelerin ve olayların muhataba daha etkili biçimde yansıtıldığı bir gerçektir.
Bazı kişilerle ilgili anılar ve hikâyeler, tarihten alınmış olaylar, ve. Deyimlerin ortaya çıkış nedenleri arasında ön sıraları paylaşırlar. Bu bakımdan deyimlerin kaynaklarını arayıp bulmak, oldukça meşakkatli bir iştir. Bazen rastgele bir sayfada, bazen bir dipnotta, bazen de hiç ummadığınız bir el yazması sayfasında bir deyimin ortaya çıkış hikâyesiyle karşılaşmak mümkündür. 
Deyimlerimizin ortaya çıkış hikâyelerini bilmenin, dilimizin kültüre yansıyan yüzüne bir renk katacağı kesindir. Umarız, bu konuda daha geniş araştırma yapacaklar için bu küçük kitap bir başlangıç olur.

KİTABIN YORUMU
#kitapyorumu #okudumbitti
Sevgili arkadaşlar bazı kitaplar sizi başka dünyalara götürür, bazı kitaplar ise size kendi dünyanızı tanıtır. “İki Dirhem Bir Çekirdek” tamda böyle bir kitap! İlk başlarda deyimleri bir gazetenin köşesinde tanıtan yazar okuyucularının teşvikiyle deyimlerin çıkış noktasını ve deyimlerin hikâyelerini kitaplaştırmış. Malum Cumhuriyet’ten sonra yeni bir dönemde yaşıyoruz lakin dil yani lisan eskilerden, önceki devirlerden çok fazla şey taşıyor. Deyimlerde bunlardan bir kısmı! Ve kitabı okurken şunu da fark ettim ki, somut faaliyetler genellikle soyut durumları ifade etmek için resmen dönüşmüş. Örneğin; dolap çevirmek deyimi; birini kandırmak (soyut) demek ama çıkış yeri eski konaklardaki döner dolaplar. Ya da gözden sürmeyi çekmek derken de birini kandırmayı kast ediyoruz. Çıkış hikâyesi ise; eskiden tersane ustaları kerestelere sürme, kerestelerin saklandığı barakalara da göz derlermiş. Çekmek de çalmak manasına geldiğinden aslında barakadan keresteleri çalmayı kastediyor deyimin özünde. Birde yer altı dünyasında kullanılan bir deyim var; “Eski Kulağı Kesiklerden.” Osmanlı döneminde yeniçeri ocaklarında pek çok çeri kulağına küpe takarmış. Çeriler belirli yaşa kadar evlenemedikleri için kulağı küpeli birini görünce kimse talip olmazmış. Fakat her dönemde olduğu gibi gizli gizli evlenen bazı çeriler yakalanınca çeri başı kulağındaki küpeyi çekerek çıkartırmış. Bu eyleme maruz kalan çerilere de kulak kesik diye hitap edilirmiş. Gördüğünüz gibi deyimin çıkış noktası böylesi bir olay. O yüzden bir deyim kullandığımızda daha çok düşünmeliyiz. Daha sonra da elimizden geldiğince de deyimlerin özünü okumalı ve öğrenmeliyiz. ;)