23 Eylül 2017 Cumartesi

Ayça Mutlucan'ın Hediyeleri


Yazar dostum Ayça Mutlucan 'ın eylül ayı hediyeleri. Çok teşekkür ederim canım, mektubun gene bir harika. 💖 😍😘

Batıdan Gelen İblis 1. Kitap (Yorum) - Paul Doherty


KÜNYE

Kitabın Adı: Batıdan Gelen İblis 1. Kitap
Kitabın Türü: Gerilim, Tarihi Roman
Yazarı: Paul Doherty
Yayınevi: Martı Yayınları
Sayfa Sayısı: 650
Baskı Yılı: 2010

TANITIM BÜLTENİ
Maskeli olarak ta bilinen, çirkin Akenhaten, karanlık bir figürdür. Çocukken babası tarafından büyütülmüş ve eğitilmiştir. Şimdi, yetişkinliğe ulaştığında, büyük kardeşi ölür ve artık yönetimi ele geçirmenin zamanı gelmiştir. Yanında sadece yakın arkadaşı Mahu vardır, Mahu bu genç adamın gücü ele geçirme isteğine çok yakından şahit olacaktır. Akenhaten liderliği ele geçirdiğinde, tek tanrının Aten olduğunu ve kendisinin de onun (tanrının) tek çocuğu olduğunu dikte eder. Bu iktidar trajedi doludur. İhanet, sahtekarlık, şantaj ve entrikalarla dolu bu krallık bir gün Mahu’nun merakıyla birlikte çözülmeye başlar. Önce Akenhaten’in gizemli ve büyüleyici eşi Nefertiti’den şüphelenen Mahu, daha sonra Nefertiti’nin babası Ay’ın politik oyunlarını da farkeder. Karanlık ve gizemle dolu bu entrika üçgeni Akenhaten’in ortadan kaybolmasıyla bir anda bambaşka bir boyuta ulaşır.

KİTABIN YORUMU
Biterken...
Sevgili arkadaşlar antik mısırın serisinin ilk kitabı olan "Batıdan Gelen İblis sürükleyici bir kitap ama bu aralar benim okumaya pek zamanım olmadığından yorumunu ancak paylaşabildim. Aranızda Paul Doherty'i okuyanınız var mı bilemiyorum, kendisi bir akademisyen olduğu için anlatılan çağla ilgili fazlasıyla betimleme var. Bana Dan Brown'u hatırlattı. Okurken sanki yazar eşliğinde antik mısırı geziyormuş gibi geldi. Serinin hala basımı var ama ülkemizde pek satmamışa benziyor. Eser dönemin polis şefi, sırlar evinin yani gizli istihbaratın başı ve kralın en yakın dostu olan Mahu'nun günlükleriyle araştırılmasıyla birlikte kurgulanmış. Bütün hanedanlık, olan olaylar Mahu'nun gözünden aktarılıyor. Ben bu günlük tarzındaki aktarımı beğendim lakin böyle aktarımlarından en büyük sıkıntı sadece anlatanın gördüklerini aktarması. Doğal olarak o zaman olan olayları yarım yamalak biliyorsunuz.
Gelelim kurgusuna; hikâye 17. hanedanlıkla başlıyor. Üçüncü Amenhotep'in tahtın varisi olabilecek Tuthmosis ve Akhenaten adına iki oğlu vardır. Büyük oğlu Tuthmosis tahminime göre verem hastasıdır. Çünkü yazar hastalıklar o dönemde bilinmediği için doğal olarak hastalığın adından söz etmiyor. Küçük kardeş Akhenaten'de doğarken şekil bozukluklarıyla doğduğu için (o çağlarda hanedanlıktan ensest ilişkiden doğan pek çok kral olduğundan bedensel şekil bozuklukları oldukça fazlaymış ve sakat doğumların ensestten ilişki yüzünden olduğunu bilmiyorlarmış) ucube olarak anılır. Ve tapınağın ruhbanları yaşamasının doğru olmadığı vurgular. Ama annesi kraliçe Tiye evladına kıyamaz ve onu Thebes'te yer alan krallığın çok uzağında Aten'de gözetim altında büyümesini sağlar. Bir gün yakın dostu olacak savaş kapında eğitilen Mahu ile tanışır. Onunla hoş bir arkadaşlığı başlar. (Tahminen 14 yaşlarında arkadaş olurlar.) Akhenaten aynı zamanda garip bir maske taktığı için Maskeli Kişi olarak da anılmaktadır. On sekiz yaşlarına gelince dayısının kızı Nefertiti (Güzellikden Gelen) ile evlenir. Aradan geçen beş on yılda Nefertti devamlı kız çocuğu doğurur. Bu arada abisi Tuthmosis ölür ve tahta Akhenaten geçer. Kendinden öncekiler pek çok tanrıya inanırken kendisi tek tanrı Aten'e inanmaktadır. Zaten büyüdüğü yerde kendine bir saray ve birden fazla tapınak inşa ettirir. Tüm halkını, saray erkânını Aten'e tapmaya zorlar. Doğal olarak herkes onu Kâfir Kral diye anmaya başlar. Peki, Kral Akhenetan'ı kendiliğinden mi ölmüştür yoksa hala yaşamakta mıdır? Acaba kendinden sonra tahta bir varis bırakabilmiş midir? Tüm bu soruların cevabını okumak isteyenlere bırakıyorum.
Değinmek istediğim bir kaç husus var. İlk önce Akhenaten hakkında yaptığım araştırma da neden tek tanrı inancını geliştirdiği bilinmiyor. Hatta bazı tarihçiler vezirlerinden Yuya'nın Hz. Yusuf olduğunu iddia ediyorlar. Ayrıca geçen senelerde ülkemizde yayınlanan Hz. Yusuf dizideki Firavun'un adı Akhenaten'dir. Sanırım diziyi çeken İran'lı yapımcılar az evvel bahsettiğim tarihçilerin kaynaklarından yararlanmışlar. Son olarak da kitabı okumak isteyenlere tavsiyem; antik mısır dönemini okuduğunuzda anlatılan ahlaki çarpıklıkları insanların ne kadar gerçeklerden uzak yaşadıklarına bir kanıt olarak değerlendirsinler.

18 Eylül 2017 Pazartesi

Penguen Kitabevi ve Kitap Tanıtımı/2


#kitapgünü #kitapkokusu #yeniçıkankitaplar #kitaptanıtımı 
Arkadaşlar elimde #dante 'nin İlahi Komedya'sı var. Henüz okumadım. Peki aranızda bu kitabı okuyan var mı?
TANITIM:
Bir dizi kan donduran cinayet on dokuzuncu yüzyılın Boston’ını kökünden sarsmaktadır. Üstelik bunlar sıradan cinayetler değildir. Her biri Dante’nin Cehennem’inden ilham alan, cehenneme yaraşır eylemlerdir. Bu tuhaf ve vahşi ölümlere sıradan bir dedektifin son vermesi ise mümkün olmayacaktır. Bu yüzden dönemin ünlü edebiyat adamlarının Amerika’daki ilk İlahi Komedya çevirisini yapmak için kurduğu Dante Kulübü devreye girmek zorunda kalır; bu isimler Henry Wadsworth Longfellow, Oliver Wendell Holmes, James Russell Lowell ve J. T. Fields’tır. Peki edebiyat düşkünü birkaç adamın gücü bu becerikli seri katili yenmeye yetecek midir? Korku içindeki şehirlerinin geleceği ve kendi hayatları bu sorunun cevabına bağlıdır.


Arkadaşlar #paulahawkins 'in Trendeki Kız romanını yeni sipariş ettim. Ama bu romanını da merak ediyorum. Okuyan varsa yorum alırım.  
TANITIM:
Yayımlandığı andan itibaren çoksatan listelerini altüst eden, pek çoklarınca yılın kitabı seçilen, son yılların en önemli gerilim romanı TRENDEKİ KIZ’ın yazarı Paula Hawkins’ten gizem dolu yepyeni bir roman!
Nefes almak giderek daha da zorlaşacak.
Ölümünden birkaç gün önce Nel yardım istemek üzere kız kardeşine telefon eder. Ancak kardeşi Jules yanıt vermez ve yardım çağrısını geri çevirir. Birkaç gün sonra Nel’in ölüm haberi gelir. Jules ise kaçtığı ve gelmemeye yemin ettiği kasabaya, geride kalan yeğenine bakmak için dönmek zorunda kalır.
Ancak Jules dehşet içerisindedir. Çok korkmuştur. Anımsamak istemediği hatıraları su yüzüne çıkarken, Nel’in intihar etmeyeceğine de giderek ikna olur. Bunların ötesinde Jules sudan korkmaktadır, özellikle de Ölüm Göleti dönen o korku verici yerden...


Arkadaşlar yazar #joshmalerman 'nın #kafes romanı çıkalı bayağı oluyor. Maalesef onu okumaya fırsatım olmadı. Bu incecik romanı okuyan var mı? 
TANITIM:
2015 ve 2016’da Türkiye’nin En Çok Satan Korku Gerilim Kitabı Olan Kafes’in Yazarı Josh Malerman’dan Tüyler Ürpertici, Yepyeni Bir Roman! İkisi de on yedi yaşındaydı. İkisi de korkuyordu. İkisi de evet diyordu. Mükemmel bir ilk randevuydu: üzerinde kanoyla kürek çekilen göller, sandviçler ve soğuk içecekler... Ama Amelia ve James aniden suyun altında yaşamlarını sonsuza dek değiştiren bir şey keşfettiler. İki katlı. Bir bahçeli. Ve ön kapısı da açık. Gölün dibinde bir ev. Amelia ve James için tek bir kural var: Evle ilgili soru sormak yok. Peki böylesine muhteşem bir yerin, belli bir bedelinin olmaması mümkün mü? İkili dalgaların altında parıldayan evde vakit geçirirken gerçekler de ortaya çıkmaya başlıyor: Bir Evin Boş Olması, Orada Kimse Olmadığı Anlamına Mı Geliyor? “Josh Malerman bu işi biliyor.”


O kadar kitap tanıtımından sonra gitme vakti geldi arkadaşlar. Ama yine geleceğim inşallah. 

Penguen Kitabevi ve Kitap Tanıtımı/1




#kitapgünü #kitapkokusu #yeniçıkankitaplar #kitaptanıtımı 
Arkadaşlar yine kitapların ve yazarların dünyası olan Peguen kitabevindeyim. Araştırmaya ve yeni kitapları incelemeye devam. Resimde gördüğünüz gibi harika bir #agathachristie standı yapmışlar. Hepsini bir arada görünce insanın alıp okuyası geliyor. 


TANITIM:
Kalpler nefrete yer açtığında, şeytan damarlardan sinsice süzülecektir…
İkinci Dünya Savaşı’nın sonunda yakalanan Hermann Göring, Lüksemburg’daki bir ABD sorgulama merkezine on altı bavuluyla gelen, sıra dışı Nazi liderlerinden biridir. Bavullarında madalyalar, değerli taşlar, iki puro makası, ipek iç çamaşırı, bir sıcak su torbası ve bir milyon dolar nakit vardır. Bir kahve kutusunda ve Göring’in giysilerinin dikişlerinde gizlenen küçük ampullerin içindeki potasyum siyanürü ise hem Göring’in hem de bu sıra dışı Nazi liderlerinden sorumlu psikiyatristin hikâyesinde ölümcül bir rol oynayacaktır.



Türkiye İş Bankası yayınlarının tarih içerikli eserleri merak ediyorum. Herhalde bende belli bir yaşa gelseydim #gördüklerimyaptıklarımıyazardım. 
TANITIM:
Mabeyin kâtibi rütbesinde başlayıp 32 yıl farklı mevkilerde görev üstlenen bir devlet adamının edebiyatla yoğrulmuş, sürgünlerle kesintiye uğramış hayatı...
Ahmet Reşit Rey'in anıları, imparatorluğun son zamanlarına damgasını vurmuş kişilere ve olaylara yakından bir tanıklık. 31 Mart Vakası, Adana olayları, II. Abdülhamid'in tahttan indirilişi, Edebiyat-ı Cedide çevresi, Hürriyet ve I?tilaf Fırkası, Sultan V. Mehmed Reşad'ın tahta çıkarılışı, Balkan Harbi, Babıâli Baskını, Birinci Dünya Savaşı, Sultan V. Mehmed Vahdeddin dönemi ve Sèvres Antlaşması...
Ahmet Reşit'in çalkantılarla geçen uzun siyasi ve edebi yaşamı boyunca gördüklerini, yaşadıklarını adeta bir ruhbilimci gibi çözümleyerek, olabildiğince tarafsız ve ayrıntılı olarak kaydettiği anıları, yakın tarihimizin gölgede kalmış birçok noktasına ışık tutuyor.


Arkadaşlar yine okunması gereken bir kitap, İstanbullu Bir Genç Anıları. İkbal, Yıkım ve İşgal.
TANITIM:
İstanbul'da Ali Naim Paşa'nın ikinci çocuğu olarak doğan, üç yaşında babasının görev yeri olan Cidde'ye ailesiyle göç eden küçük bir kız… Taif, Cidde ve Mekke'de dadılar, halayıklar ve emir erleri arasında, şerif aileleriyle ahbaplıklarla süren müreffeh bir hayat… Ve İstanbul'a dönüşten sonra başlayan talihsizlikler zinciri: Paşa'nın görevinden ayrılmasıyla başlayan maddi zorluklar, aile içi çatışmalar, hastalıklar, ölümler, yangın, İstanbul'un işgali, eşinin sürgüne gönderilişi...
Mefharet Hanım'ın, bütün bu zorluklara karşı tek başına ayakta durmasının öyküsünü, tuttuğu hatıra defterinden okumak için...


Arkadaşlar aranızda #cemalnursargut 'ın herhangi bir kitabını okuyan var mı? Benim #hzşit kitabı dikkatimi çekti. Zaten eser Füsüsu'l-Hikem çalışmalarının ikincisiymiş. 
TANITIM:
Hz. Peygamber'in "Ben gizli bir hazine idim, bilinmeyi istedim" hadis-i şerifindeki "bilinmeyi istedim" kısmını, mutasavvıflar "aşk ettim" olarak yorumlamışlar ve kâinatın aşktan meydana geldiğini ifade etmişlerdir. Buna göre ilk yaratılan ve Allah'ın sonsuz birliğinin görünümü olan Hz. Adem'dir. Fakat aşk için ikilik gerektir; zira bir âşık ve bir mâşûka ihtiyaç vardır. İşte birliğin (mâşûkun), kendisini göstermek için çokluk (âşık) olarak görünümü Hz. Şit'te ortaya çıkmıştır.
Cemalnur Sargut'un Hz. Adem ile başlayan, kendi yorumları ile insan-ı kamillerin düşüncelerini biraraya getirdiği Fusûsu'l Hikem çalışmaları, Hz. Şit ile devam ediyor. Hz. Şit fassında açıklananlar, nefsin, insan için Allah'ın lûtfettiği ilâhî bir hediye olduğu manasındadır. Zira hadis-i şerifte buyurulduğu gibi "Nefsini bilen Rabbini bilir." Her şeyin zıddı ile bilindiği gerçeğine göre, mutlak varlık olan Allah da ancak mutlak yok olan nefs ile idrak edilebilir.


Penguen kitabevinde #aliyaizzetbegoviç 'in bütün kitapları var. Benim en fazla #tarihetanıklığım eseri ilgimi çekti. İçinizde yazarın herhangi bir kitabını okuyan var mı?
TANITIM:
Aliya İzzetbegoviç faktörü olmadan Bosna'nın bağımsızlık mücadelesi anlaşılamaz.
Aliya'yı herhangi bir özgürlük savaşçısından ayıran özellik liderliğinin çokyönlü yansımalarında aranmalıdır. Bu kitap, onun kendi kaleminden kişiliğinin yansımalarıdır.
Onun hayatı, toplumunun değerlerine sahip çıkan, bu değerlerin entelektüel ve siyasi olarak yeniden diriltilmesine adanmış bir ömürden ibarettir.
Bosnalı Müslümanların, asimile edilerek kimliklerinin silinmesine yönelik sistematik uygulamalara karşı bir aydın olarak direnmiş, yıllarca hapis yatmıştır.
Bir özgürlük savaşçısı ve devlet adamı olarak bağımsızlık mücadelesine öncülük etmiş, bağımsız Bosna'nın yeniden kurulmasında belirleyici olmuştur.
Düşünür, özgürlük savaşçısı, devlet adamı olarak Aliya İzzetbegoviç yeni bir lider tipinin öncüsüdür.
Bilge kral Aliya İzzetbegoviç'in anılarını okumak, imkansızlıklar içinde büyük umutları besleyen, adaletsizliğe karşı ahlâkın zaferine inanan bir ulusun tarihine tanıklık etmektir.


16 Eylül 2017 Cumartesi

Dr. Sandor Ferenczi Kitapları


#sandorferenczikitapları #okuduğumkitaplar 
Arkadaşlar bir önceki paylaşımımda bahsettiğim Dr. Sandor Ferenczi'nin okuduğum "Yetişkindeki Çocuk" ve "Psikolojik Travma" kitapları. Psikoloji bölümü okuyanlara veya okumuş olanlara tavsiye ederim. 
YETİŞKİNDEKİ ÇOCUK TANITIM:
Uluslararası Psikanaliz Birliği'nin öncülerinden Macar psikanalist Sandor Ferenczi Yetişkindeki Çocuk'ta psikanalizin yaşamın yorumlanması konusundaki düşüncelerini aktarıyor. Ferenczi'nin çeşitli örneklemelerle psikanalizle pedagojinin ilişkisini, ailenin çocuğa uyumu konusunda yapılması gerekenleri, çocuğun memeden kesilmesi, tuvalet ve temizlik eğitimi gibi başlıklar altında çocuğa nasıl davranılması gerektiğini anlattığı yapıtında özellikle ergenlik çağına girmekte olan çocuklarla ilgili anne baba davranışları üzerinde duruluyor.
PSİKOLOJİK TRAVMA TANITIM:
Travma bir bireyi olağan bilinçli yaşamdan koparır, psikolojisini dağıtır, duygularını ya da öfkesini bilinçaltına gönderir, aklını kullanamaz duruma getirir. Çocukluğunda büyük bir travma geçirmiş insanın bu sarsıntısı kalıcı olur. Travma geçirmiş insan, artık bir değer olmaktan çıkmış, toplumun dışına itilmiştir. Bu birey, istese de toplumun ortak değerlerini paylaşamaz, topluma katılamaz; topluma katılmamak için yapacağı tek şey suç işlemek, böylece kendini toplumun dışında tutmaktır. Küçük şeyler aşırmak, bir eve girip iç çamaşırı çalmak, yangın çıkarmak hep bu travmalı insanların işlediği suçlardandır. Suç işlemek bu yaralı insanlar için güdüsel bir durumdur.

Psikolojik Travma (Yorum) - Dr. Sandor Ferenzci


KÜNYE

Kitabın Adı: Psikolojik Travma
Kitabın Türü: Psikolojik
Yazarı: Dr. Sandor Ferenzci
Yayınevi: Cem Yayınevi
Sayfa Sayısı: 96
Baskı Yılı: 2014

TANITIM BÜLTENİ
Travma bir bireyi olağan bilinçli yaşamdan koparır, psikolojisini dağıtır, duygularını ya da öfkesini bilinçaltına gönderir, aklını kullanamaz duruma getirir. Çocukluğunda büyük bir travma geçirmiş insanın bu sarsıntısı kalıcı olur. Travma geçirmiş insan, artık bir değer olmaktan çıkmış, toplumun dışına itilmiştir. Bu birey, istese de toplumun ortak değerlerini paylaşamaz, topluma katılamaz; topluma katılmamak için yapacağı tek şey suç işlemek, böylece kendini toplumun dışında tutmaktır. Küçük şeyler aşırmak, bir eve girip iç çamaşırı çalmak, yangın çıkarmak hep bu travmalı insanların işlediği suçlardandır. Suç işlemek bu yaralı insanlar için güdüsel bir durumdur.

Sandor Ferenczi, Psikolojik Travma'da psikanalizin temel konularından biri olan "travma"yı ele alıyor.

KİTABIN YORUMU
Biterken...
Sevgili arkadaşlar kitap incecik bir kitap olmasına rağmen yavaş yavaş okudum. İlk sebebi gerçekten çevirisi çok kötüydü. Doktorun ne söylediğini anlamak için bir cümleyi birkaç kez okudum. İkinci sebebi de çevirmen konuları olduğu gibi çevirmiş. Diyeceksiniz ki işi bu değil mi zaten. Bu kitap aslında Dr. Sandor Ferenczi'nin çalışma defterinden ibaret. Ve sizde bilirsiniz ki bir çalışma defterinde illa ki düşülen küçük notlar olur, bu notları da ancak yazan açıklayabilir. O yüzden konuyu anlamamı güçleştirdi. Gerçi doktorun daha önceden "Yetişkindeki Çocuk" kitabını okuduğum için az çok psikolojik teorilerine vakıfım. Doğal olarak psikolojik travmanın tanımını, etkisi ve geçme süresine okurken vakıf oldum. Eseri psikoloji bölümü okuyanlardan başkasına tavsiye etmiyorum.
Gelelim Dr. Ferenczi'nin irdelediği konuya; kendisi genellikle psikolojik travma geçiren kişilerle ilgilendiğinden bu alandaki tespit ve çalışmaları çok. Örneğin bir trafik kazası geçiren kişi de psikoloji travma yaşayabilir. Ama doktorun ilgilendiği hastalar daha çok cinsel taciz ya da tecavüze uğramış insanlar. Onlardaki kişilik bölünmeleri, geçirdikleri krizler ve kriz aşamasında bir doktorun nasıl davranması gerektiği anlatılıyor. Aynı zamanda travma geçiren bu hastaları tedavi ederken düş yani rüyaları da tedavi de önemli bir yer tutuyor. Dr. Freud'un öğrencisi olan Dr. Ferenczi hocasının "Düşlerin Yorumu" eserlerinden de tedavi süresince faydalanıyor. Eğer aklınıza şöyle bir soru takılırsa cevaplayayım. "Nasıl oluyor da rüyalar tedavinin ilerlemesinde etkili oluyor?" Bir kişinin yaşadıklarının büyük bir kısmı bilinçaltında küçük bir kısmı ise bilinçte kalıyor. Günlük hayatta bilinçaltına eğer hipnoz edilmediyseniz ulaşmak çok zor. Çünkü beyin hayatınızı devam ettirebilmeniz için bazı kısımları arka plana alıyor. İşte rüyalarda bu arka kısımda kalan her şeye, yani bilinçaltına ulaşmak için bir kapı görevi görüyor. Doktorlarda bu kolaylıktan yararlanıp hastayı tedavi ediyor. Dr. Ferenczi rüyaların dışında neyin psikotiğe yeni nevrotiğe girdiğini detaylıca da incelemiş. Bence çevirisi güzel olsaydı, herkesin okuyabileceği bir eser olurdu. 

13 Eylül 2017 Çarşamba

Aktüel Arkeoloji ve National Geographic Türkiye Dergisi


Arkadaşlar o kadar derginin arasında alıp okumak için seçtiğim iki dergi. Konuları şimdiden beni alıp götürdü. Ara ara paylaşımlar yaparak yorumlarda bulunacağım. 

D&R'da İncelediğim Dergiler




#dergitanıtımı #tuhafdergisi #edebiyatdergisi 
Arkadaşlar gezip dolaşmaktan paylaşıma ancak vaktim oldu. Aranızda Tuhaf dergisini okuyan var mı? Ben Stefan Zweig'i Arka Kapak dergisinde okuduğum için Tuhaf dergisiyle tanışmak için daha sonraki sayıyı bekleyeceğim. 


#dergitanıtımı #masadergisi #edebiyatdergisi 
Arkadaşlar diğer bir edebiyat dergisi "Masa". Alacağım dergiler çok olduğu için Masa dergisini daha sonraya bıraktığım. İçinizde okuyanınız varsa yorumlarını bekliyorum 


#dergitanıtımı #arkakapakdergisi #edebiyatdergisi 
Arkadaşlar Arka Kapak dergisinin bu sayısında Tezer Özlü var. Yazarı sevenlere duyurulur. Ben derginin sayılarını internetten sipariş ettiğim için almadım. 


#dergitanıtımı #monodergisi #kültürvesanatdergisi 
Arkadaşlar "Mono" dergisindeki Sait Faik tanıtım yazısını görünce acaba edebiyat dergisi mi, diye düşünürken Kültür ve Sanat dergisi olduğunu fark ettim. Hiç okumadığım için bir yorum yapamıyorum. Okuyan varsa bir zahmet yoruma 


#dergitanıtımı #kafasınagöredergisi #sinemadergisi 
Arkadaşlar bu derginin kategorisi nedir bilmiyorum, ama sinema yıldızlarının tanıtım ya da biyografilerinden oluşuyor sanırım. Eh dergi yıldızların dergisi olunca, kapakta parlıyor tabi. 


#dergitanıtımı #tempotraveldergisi #gezidergisi 
Arkadaşlar Tempo Travel dergisini yakından takip ettiğimi bilirsiniz. İlk baha ve Yaz sayılarını okumuştum. Henüz son bahar sayı çıkmamış. Sadece yabancı okurlar için Türkiye tanıtım sayısı var. Alıp okumak vardı ama alacağım iki dergiyi belirledim bile. 


#dergitanıtımı #aktüelarkeolojidergisi #kültürvesanatdergisi 
Arkadaşlar bu sıralar arkeolojiye merak saldığım için Aktüel Arkeoloji dergisi gözüme çarptı. Gerçi geçen sayısı da çok ilgimi çekmişti. Lakin fiyatı 15tl, bana biraz çok geldi. Gene de bu sayısındaki dünyanın yedi harikasını merak ettiğimden alacağım ilk dergi oldu. 


#dergitanıtımı #nationalgeographictürkiyedergisi #bilimdergisi
Arkadaşlar bir ay içerisinde en fazla iki ya da üç dergi okuduğumdan doğal olarak bir ayda da fazla dergi almıyorum. National Geographic Türkiye dergisinin bu sayısındaki konular fazlasıyla ilgimi çekti. "Erken Doğuma Yapay Rahim" "Hissedilebilen Protezler" "Organ Çipleri" Zaten beyinle alakalı hangi makale ya da kitap görsem kaçırmıyorum. Bu sayısı da hepinize tavsiye ederim.