12 Aralık 2017 Salı

Kariyer Yayınları Psikoloji Dizisi


#psikolojidizisi #okuduğumkitaplar
Arkadaşlar son okumuş olduğum kitabıyla birlikte Kariyer yayınlarından okuduğum altı kitabı sizlerle paylaşmak istiyorum. Yayınevinin baskısını bulamayanlar ikinci el kitapçılara bakabilir. Çünkü hepsi birbirinden güzel ve bilgi dolu. Kaçırmayın derim.
1. Eğitimi Zor Çocukların Psikolojisi - Dr. Alfred Adler
2. Her Çocuk Bir Dahidir - Elise M. Griffin
3. Sorumluklarını Geciktiren Çocuklar - Rita Emmett
4. Öğretici Ruh - A. S. Neil
5. Baskı Altındaki Çocuklar - Karen Sullivan
6. Hayat Denen Oyun - Dr. Eric Berne

Baskı Altındaki Çocuklar (Yorum) - Karen Sullivan


KÜNYE

Kitabın Adı: Baskı Altındaki Çocuklar
Kitabın Türü: Psikoloji
Yazarı: Karen Sullivan
Yayınevi: Kariyer Yayınları
Sayfa Sayısı: 320
Baskı Yılı: 2002

TANITIM BÜLTENİ
Bugünün çocukları daha önce hiç olmadığı kadar yoğun stres altında. Geniş kapsamlı ve güvenilir bilgiler içeren bu kitap, çocuklarımızı etkileyen gerçek problemlere vurgu yapmakta ve onların yaşamlarını nasıl daha dengeli, sağlıklı ve mutlu yapacağımıza dair temel öneriler sunmaktadır.
Baskı Altındaki Çocuklar; geniş kapsamlı, tamamen kanıtlarla desteklenmiş, çocukların karşılaştıkları baskıları tam olarak anlatan ve çocukların temel gerçeklik olan yaşama adapte olmalarına yardımcı olacak metodları gösteren bir kitaptır. Bu kitap; ebeveynler, öğretmenler ve çocukların gelişiminden sorumlu herkes için mükemmel bir kaynaktır.

KİTABIN YORUMU
Biterken...
Arkadaşlar kitap sadece çocukların değil onların etrafında dönen dünyaya da odaklanıyor. İlk bölümde çocukların psikolojik etkilerle baskı altına alınması anlatılıyor. Özellikle de çocuğunun iyiliği için farkında olmadan ona zarar veren anne baba profili var. Tüketim ya da teknoloji çılgınlığa tutulmuş anne babalar ise en büyük zararı veriyor. Tüketebilmek için çok çalışmaları gerekiyor. Doğal olarak çocukları yalnız büyüyor. Birazda savunmasız büyüyorlar. Çünkü yazar bir çocuğun gelişmesinde, olgunlaşmasında anne babasının ilgisinin, desteklemesinin ve çocuğunu dinleyip neye ihtiyacı olduğuna dikkat etmesinin önemini vurguluyor. Daha sonraki bölümlerde yoğun strese maruz kalan çocukların adrenalin dengesinin bozulmasına, bozulan dengeyle birlikte çocuktaki aktivitesini sağlayan hormonların azalması sonucunda söz dinlemez, sinirli ve huysuz çocukların doğasına dikkat çekiyor. Araştırmacı yeme içmemizin hormonlarla, hormonlarında psikolojimiz üzerindeki etkisi oldukça fazla, dolayısıyla kan şekerini aniden çıkarıp indiren fabrika ürünü gıdalardan uzak durulmasını tavsiye ediyor. Toplumuzda sahte şeker olarak da bilinen bir durum aslında. Sadece çocukların değil, yetişkinlerinde bu hususa önem vermesi lazım. Çünkü ani çıkıp, inen kan şekeri kalp krizlerine, yüksek tansiyona ve tip iki şekerin başlamasına neden olabiliyor. Bu bölümü okurken aklıma Canan Karatay gelmedi desem yalan olur. :) Kadın haklı, arkadaşlar.
Eserin son bölümlerinde değişimi süreci için pek çok tavsiye bulunuyor. Çiçek tedavileri, homoepati, akupunktur, masaj ve meditasyon gibi. Hele çocuğunuzu daha iyi tanıyabilmeniz için koyulan testleri yapmanızı kesinlikle öneririm. İşin özün size yenilikler ve farklılar katacak bir kitap. 

11 Aralık 2017 Pazartesi

Kitaplığım




#kitaplık
Arkadaşlar yazın kitaplığımı paylaşmıştım. Daha büyük bir odaya geçince daha büyük bir kitaplığım oldu. Henüz tam düzenlemedim. Ama keyifle düzenleyeceğim. :)

7 Aralık 2017 Perşembe

D&R'da Kitap İnceleme


Kitapları inceleme zamanı. 😎


#kitaptanıtımı #kitapincelemesi
Sevgili arkadaşlar bu seri açlık oyunları tadında bir seriymiş. Kendisi gibi fiyatı da kalın. 
Kızıl İsyan Serisi Tanıtım:
Ben dünyaları ateşe verecek kıvılcımım. Ben zincirleri kıracak çekicim. Ben halkımın ve esaret içinde yaşayan herkesin umuduyum. Çünkü biliyorum ki insan kendini köleleştiren adaletsizlikle özgürleşemez. Gelecekte, renk kodlarına göre sınıflara ayrılmış Toplum'un en alt sınıfını Kızıllar oluşturmaktadır. Diğer bütün Kızıllar gibi Darrow da, Mars'ı yeni nesiller için yaşanılır bir gezegen haline getirdikleri inancıyla günlerini madenlerde çalışarak geçirmektedir. Üstelik bunu severek ve isteyerek yapmakta, kanı ve teriyle çocuklarına daha iyi bir dünya bırakacağına inanmaktadır.


Lanetli bir DNA ile nasıl yaşarsınız? Gerilim dolu bir roman. 
Tanıtım:
Bir gözü bal rengi, diğeri kahverengi olan Mike Wingate’in gazetede basılan fotoğrafının ona şöhret kazandırması beklenirken onun ve ailesinin başına bela açar. Geleceğini umutla inşa eden Mike, geçmişinden kopup üzerine çöken bir lanetle karşı karşıya kalır.
Mike daha dört yaşındayken babası onu bir oyun parkında terk etmiş, bu kanlı zincirden koparmak istemiştir. Ama anne babasını hatırlayamayan, peşine düşenleri de tanımayan Mike, bu gizemi çözmeye ve ailesini kurtarmak için her şeyi yapmaya hazırdır. DNA Laneti bir aile babasının uykusuz geceler geçirmesine neden olan korkularının nasıl gerçeğe dönüştüğünü anlatan sürükleyici bir roman…


Arkadaşlar farklı bir kitap 
Tanıtım:
"Neandertallerin hikâyesi, yeni keşifler ve değer yargılarını altüst eden bilimsel yenilikler sayesinde değişikliğe uğramıştır.
Artık Avrupa’daki evrimlerinin ve Asya’ya yayılımlarının izini sürmek, DNA’larını incelemek ve nasıl yaşayıp nasıl öldüklerini anlamak mümkün. Neandertallerin davranışları, günümüzün basmakalıp düşüncelerinden çok uzak, şaşırtıcı derecede moderndi: 
- Hastalarına bakıyorlar,
- Ölülerini gömüyorlar,
- Büyük hayvanları avlıyorlar,
- Kırmızı boya kullanıyorlar,
- ve konuşuyorlardı.


Şeker tadında bir kitap benziyor arkadaşlar 
Tanıtım:
Seol hiçbir zaman Kore Krallığı’nın bir prensesi olmayı dilememişti. Aslında birçok part-time işte çalışan bir öğrenciden başka bir şey değildi. Kaderin cilvesiyle Seol, kendisini sarayda bulur ve prenses olma etiği üzerine ders almaya başlar. Sürpriz bir şekilde bu dersleri kendisine veren kişi de daha önce Seol’un başını derde sokan diplomat Hae Young olur.
Görünüşe göre, Hae Young da Seol’a ders verme konusunda çok masum değildir. Kraliyet hazinesine ulaşabilmek adına, Seol’u saraydan atmak için elinden geleni ardına koymayacaktır. Fakat farkında olmadan gün geçtikçe birbirlerine daha yakınlaşır ve bağlanırlar. Acaba Hae Young kraliyet hazinesinin peşinden koşmayı bırakıp Seol’u tercih edecek midir?
Prensesim, hem Güney Kore hem de uluslararası boyutta izleyicileri tarafından çok sevilen tatlı ve unutulmaz bir romantik komedi dizisidir.


Düşmanlığın faydaları mı olurmuş diyenlere. 
Tanıtım:
Hayat sadece sevinçlerden oluşmaz. Çoğu zaman hoşlanmasak ve kaçınsak da, yaşantımızda düşmanlıklara da yer vardır. Âdeta insan olmanın zıt kutuplarından kaynaklanan bir zorunluluktur bu. Zira herkesin neşeye ve acıya, sevince ve kızgınlığa, memnuniyete ve hoşnutsuzluğa kabiliyeti olduğu gibi iyiye ve kötüye de kabiliyeti vardır. O halde kendimize şu soruyu sormamız gerekir: Düşmanlık ne işe yarar ve onu hayatımızda tutmamızın altında ne yatar? Sigara içenlerle içmeyenler, köpek sevenlerle kedi sevenler, et yiyenlerle vejetaryenler, arabalılarla yayalar, inananlarla inançsızlar... Envai çeşit ve taban tabana zıt hayat tarzlarına ve bakış açılarına çevremizde her zaman rastlamak mümkün. Peki bu tür ihtilaflı durumlar neden sürekli yaşanıyor? Rekabet düşmanlığa yol açan başlıca neden midir? İnsanların “kötü” kavramını başkalarında görme ihtiyacı neden bu kadar büyük? Düşmanlığın her seferinde yeniden ortaya çıkışındaki kesinlik nasıl açıklanmalı? İnsanların bütün dirençlere rağmen düşmanlıklarını sürdürmelerindeki inadın sebebi nedir? Düşmanlık hayatlarımıza belli bir yönelim ve istikrar mı sağlar? Düşmanını sevmek ne demektir ve bu mümkün müdür? Kitapları dünya çapında ilgiyle okunan Alman felsefeci Wilhelm Schmid, Düşmanlığın Faydaları’nda düşmanlık kavramını hayatımızdan silmeye çalışmak yerine onu benimsemeyi ve ondan elde edebileceğimiz faydalara odaklanmayı öneriyor.


Merak ettiğim bir kitap arkadaşlar.
Tanıtım:
Benim doğduğum günden, onun öldüğü güne kadar babam benim arkadaşım, rehberim, öğretmenim ve güvenilir akıl hocamdı. Hâlâ hayattayken, ona gerçek hikâyesini yazması için zaman zaman yalvardım, ancak o bunu reddetti: "Grégory," derdi, "tarihi yazabilmek için önce onu bitirmen gerek." 
Bu kitap kimseyi suçlamıyor. Bu kitap mutlak bir gerçek de değildir. Bu, babamın hayatına yakınlaşabilmek için bir araştırma, bir girişimdir. Bu, kişişel, özel bir incelemedir. Tüm erdemlerinin yanısıra tüm hatalarıyla bir adamın yeniden keşfidir. Bu kitaptaki anekdotların çoğu, yaşamının son yılında, ateşin başında hep beraber toplandığımız uzun ve soğuk geceler boyu bana anlattıklarıdır.


Orjinaliyle bir arada 


Şizforeni makaleleri...
Tanıtım:
Victor Tausk 1879-1919 yılları arasında yaşam sürmüş olan öncü psikanalist ve nörolog olarak adını tarihe yazdırdı. Tausk'un Freud ile sorunlu ilişkisi, Paul Roazen'in Brother Animal kitabında belgelenir. "Şizofreni'de Etki Makinasının Kaynağı" makalesine, Freud, Tausk'un ölümünün ardından sıklıkla atıfta bulunmuştur. Ve Tausk'un eserleri arasında en bilineni budur. 
Makale, Tausk'un yaratıcılığını açığa çıkaran pek çok ilgi çekici unsura sahiptir. 1919'da tıpkı bugün kadar modern olan, vaka çalışmaları için aydınlatıcı ve ilginç bir temel ortaya koyar. Buna ek olarak, yaygın bir şizofreni bulgusunu - uzak bir mekanizmadan etkilenme deneyimi - yorumlama ve açıklama girişimi ile değerli bir makaledir. Tausk'un en büyük başarısı, bu bulguyu ve varsayılan anlamını, psikoanalitik teori ile zekice ilişkilendirmesidir. Bu çabasında, hastayı insancıllaştırırken, metapsikolojiye katkıda bulunur.

6 Aralık 2017 Çarşamba

Arka Kapak Dergisi - Yazarlar ve Hayatları


#yazarlar #filmler
Arkadaşlar "Aşkın Son Mevsimi" filmi Tolstoy'un son zamanlarını ve eşiyle olan çatışmasını anlatıyor. "Saatler" filmi ise "Kendine Ait Bir Oda" ile pek çok kişiye ilham kaynağı olan Virginia Woolf'un yaşamını ve ölümünü anlatıyor. İki filmi de geçen senelerde izlemiştim, tavsiye ederim. 




Arka Kapak Dergisi (2016 Haziran Sayısı) - İhsan Oktay Anar


#dergiokumak #arkakapakdergisi #edebiyatdergisi
Arkadaşlar ara ara temin ettiğim Arka Kapak dergisinin eski sayılarından okuyorum. Bu ay 2016 haziran sayısını seçtim. dosya konusu "Puslu Kıtalar Atlası"nın yazarı İhsan Oktay Anar'dı. Ben yazarın sadece "Galiz Kahraman" romanını okumuştum. Bakalım diğer eserleri nasıl? 
ALINTI:
Kelimelerle Çizilmiş Karikatür İhsan Oktay Anar
Anar edebiyatını herhangi bir kalıba sokmak istediğimiz, Semih Gümüş’ün de değindiği üzere, duvara toslamak muhtemel. Zira Anar, kendine özgü bir biçimin zanaatkârı. Bu biçim, her şeyden evvel yazılı kültürün değil sözlü kültürün bir parçası. Semih Gümüş bunu “uyku ile uyanıklık arasındaki alacakaranlık” olarak işaretlemiş. Ne bir ‘ütopya yazarı’ gibi düşlerinden bahsediyor, ne de bir ‘tarihçi’ gibi geçmişin hikâyelerinden dem vuruyor. Fantastik edebiyat derinde değil, tarihin bir dekor olmaktan çok bir karakter olarak içinde yer aldığı postmodern bir anlatı derinde de değil.
A.Yavuz Altun - Syf. 22-23

Bir Geceye Altı Ay (Alıntı) - Meryem Seyda Parlak


Bir Geceye Altı Ay || Meryem Seyda Parlak
ALINTI:
Bir parça taşır yürek, bir parça da ruh taşır. Adım attıkça birbirinden uzaklaşsa da hep bir aradadır. İstenilince parçalar birleşir. Görünür ama saklamadan olmaz. Yok saymaktır mahveden. Var saymaksa daha büyük bir azaptır. Gözler bakar ama aynı şeyi görmez. Kulak işitir ama aynı şeyi duymaz. Birinin yüreği parça parça olurken diğeri yok sayarak yoluna devam eder. Sanki bir anlamsızlık vardır. Dilin ucunda bir gerçek vardır. Fakat saklanmak ister.

5 Aralık 2017 Salı

Ormana Bakan Balkon (Yorum) - Julien Gracq


KÜNYE

Kitabın Adı: Ormana Bakan Balkon
Kitabın Türü: Roman
Yazarı: Julien Gracq
Yayınevi: Can Yayınları
Sayfa Sayısı: 181
Baskı Yılı: 1997

TANITIM BÜLTENİ
Julien Gracq, Gerçeküstücülük akımına katılmamakla birlikte bütün yapıtlarında bu akımın etkisinde kalan, 1951'de layık görüldüğü Goncourt Ödülünü kabul etmeyen ilginç bir Fransız yazarı. Ormana Bakan Balkon başlıklı romanında bizi, İkinci Dünya Savaşının hemen öncesinde Almanların saldırısını bekleyen Fransa'ya götürüyor. Belçika ormanına yakın ormanlık arazi içinde, Almanları durdurmak için inşa edilmiş bir korugana tayin edilen Asteğmen Grange'la birlikte bölgeye gidiyoruz. Fırtına öncesi sessizliği içinde, bölgenin ve ormanın güzelliklerine, asteğmenin güzel Mona ile ilişkisine tanık oluyoruz. Derken Belçika cephesi hareketleniyor, sınırın bu yanındaki köyler, kasabalar boşaltılıyor, sınırı savunacak Fransız birlikleri geri çekiliyor, sonunda Grange, bir avuç erle tek başına kalıyor. Ve kıyamet kopuyor.

KİTABIN YORUMU
Biterken…
Sevgili arkadaşlar kitabın tanıtımında yazarın gerçeküstücülük akımına katıldığı belirtilmiş ki, romanın içindeki belirsizlikler de bu açıklamayı doğruluyor bence. Örneğin; Mona kim? Neden tek başına ormanda kalıyor? Niçin teğmene samimi davranıyor? Gibi pek çok sorunun cevabı yok. Ayrıca yazarın coğrafya öğretmeni olması da romanı fazlasıyla doğayla içiçe kılmış. Aslında Aytmatov’un kitabında da doğa var ama buradaki daha çok terimlerin dolu bir doğa. Bana oldukça sıkıcı geldi. Çünkü eserin atmosferini soluyamıyorsunuz. Birde baskısı da eski, belki sıkıcılığı bundan da kaynaklanıyor olabilir. İntertte araştırdığım kadarıyla Julien Gracq’ın eserlerini Yapıkredi yayınları da basmış. Belki oradan çıkan romanların çevirileri daha iyidir. Okumak isteyenlere Yapıkredi yayınlarını tavsiye ederim.
Gelelim romanın kurgusuna; Belçika ormanları yakınlarında, Almanları durdurmak için inşa edilmiş bir korugana giden teğmenle başlıyor. Ve hemen kendisine ve yanındaki dört ere kalması için ormana yakın bir veriliyor. Evin ikinci katındaki ormana bakan balkonlu odada kalan teğmen her gün doğa seyre dalıyor. Gel zaman git zaman, ortama alışmak adına her yeri arşınlıyor. Bir gün yoğun yağmur yağışının altında genç bir kızla tanışıyor. Kız sanki kırk yıllık dostuymuş gibi hareket edince içindeki endişeler kayboluyor. Kurulanmak için kızla birlikte evine gidiyorlar. Kızı evin hizmetçisi karşılıyor ve kurulanmalarına yardım ediyor. Sohbet muhabbet derken teğmen kıza âşık oluyor. Belli süre de aşklarını doyasıya yaşıyorlar. Bahara doğru savaş patlak veriyor. Ya sevdiği kızla buralardan gitmelidir ya da kalıp görevini yapmalıdır. İki arada bir derede kalan teğmen sizce ne yapacak? Devamını okuyacak olanlara bırakıyorum. ;)

Yeni Gelen Kitabım


#kitapgünü #kitaptanıtımı
Arkadaşlar geçen ki kargomda eksik olan kitabımda nihayet geldi. Güzel Sarı Tuna Jules Verne serisinin beşinci kitabı ve toplamda çıkmış 13 kitabı var. Alfa yayınlarının baskısını beğendiğim için bu yayınevinden aldım. İçinde karakalem çizimlerde var. Şuan elimde 7 kitap var, seriyi tamamlamama az kaldı. 

29 Kasım 2017 Çarşamba

Dr. Rollo May Kitapları


Arkadaşlar Dr. Rollo May'in Okuyanus yayınlarından okumuş olduğum üç kitabı, hepsi birbirinden güzel. Okumayı düşünenlere "Kendini Arayan İnsanı" tavsiye ederim. 
ÖZGÜRLÜK ve KADER TANITIM:

Rollo May’e göre her iyi terapi, kişinin özgürlük yaşantısını arttırmak için kaderin farkındalığını arttırma yöntemidir. Rollo May, Özgürlük ve Kader’de insanlık tarihi boyunca varolmuş yaşam biçimlerini, inanışları, politikaları, korkuları ve arzuları inceleyerek ve bizi adım adım terapi seanslarına konuk ederek, özgürlük ve kader hakkında aslında hiç bir fikrimizin olmadığını gösteriyor. Aşkı, öfkeyi, bağlılığı ve bağımsızlığı yaşamayı baştan öğretiyor.
KENDİNİ ARAYAN İNSAN TANITIM:
Bu kitap, yaşadığımız bu "Endişe Çağı"nda kişisel bütünlüğümüzü bulmak için yazıldı. Amacımız, çağımızın güvensizliğine karşı durabilmemizi sağlayacak yöntemler bulmak, içimizdeki güç merkezini ortaya çıkarmak ve çok az şeyin güvende olduğu günümüzde, itimat edebileceğimiz değer ve amaçlara ulaşabilmemizi sağlayacak yolu elimizden geldiğince işaret edebilmektir.
VAROLUŞUN KEŞFİ TANITIM:
Rollo May, kitabına bir tespitle başlıyor: "İçinde yaşadığımız çağda bir paradoksla karşı karşıyayız. Radyo, televizyon ve uydulardan âdeta bardaktan boşanırcasına yağan bilginin hiç bu kadarını görmemiş, kendi varlığımıza dair hiç bu kadar büyük bir içsel belirsizlik yaşamamıştık. Nesnel hakikat arttıkça, içsel netliğimiz de o kadar azalmakta."