19 Kasım 2017 Pazar

Tempo Travel Dergisi Sonbahar Sayısı


Arkadaşlar gördüğünüz üzere #tempotraveldergisi 'ndeki paylaşımım. 


Arkadaşlar derginin sonbahar sayısında Gameofthrones'un birinci sezonunda Khalessi ve Khal Drogo'nun düğün sahnesinde yer alan Azur Penceresi'nin son hali, Marakeş'teki efsanevi bahçe, Yeşil Burun Adaları, Pamukkale, zamanın durduğu şehir Edinburgh ve eski moda seyahatler bölümünde Agatha Christie var. Ayrıca Mardin ve Çanakkale diye iki tane harika ek gezi kitabı da mevcut. Dergiyi okumak isteyenlere kesinlikle tavsiye ederim. 

17 Kasım 2017 Cuma

Cengiz Aytmatov Kitapları


#cengizaytmatovkitapları #okuduğumkitaplar 
Arkadaşlar bu zamana kadar okumuş olduğum dört Aytmatov eseri. Hepsini tavsiye ederim. Hiç okumayan varsa çekinmeden keyifle okuyabilirler. Beni en çok etkileyen kitap Sultanmurat olmuştu. 

Beyaz Gemi (Yorum) - Cengiz Aytmatov


KÜNYE

Kitabın Adı: Beyaz Gemi
Kitabın Türü: Roman/Kırgız
Yazarı: Cengiz Aytmatov
Yayınevi: Ötüken Neşriyat
Sayfa Sayısı: 168
Baskı Yılı: 2016

TANITIM BÜLTENİ
Masalla gerçeği birleştiren bir eserdir. Geçmişi temsil eden dede ile geleceği temsil eden çocuk arasında dramatik bir ilişki kurarak insan duygu ve düşüncelerine kendine has yorumlar getirilir. Adı eserde hiç geçmeyen çocuğun saf ve temiz dünyasından, hayatın acı ve çıplak gerçeğine uzanan bir roman kurgusu meydana çıkarılır. Aytmatov’un, edebiyat âleminde geniş akisler uyandıran, uzun yıllar tartışılan, verilmek istenen mesajla yaratılan tiplerin büyük bir uyum sağladığı eserlerinden biridir.

KİTABIN YORUMU
Biterken...
Arkadaşlar keyifle okuduğum bir roman oldu. Ve yazarın her okuduğum eserinde Kırgız dilindeki küçük detayları öğrenmek en güzeliydi. Örneğin; babake, babacığım demek ya da bu romanda geçen "Ene" kelimesinin ana anlamına gelmesi gibi. Beyaz Gemi Aytmatov'un okuduğum dördüncü eseri, açıkçası diğer kitaplardan fark ettiğim kadarıyla yazarın pek çok karakteri devamlı ıstırap çeken ve acı sonları olan karakterlerdi. Doğal olarak bu hikâyeden de mutlu bir son beklemedim. Anne babasının terk ettiği bir erkek çocuğun gözünden ormancı, ailesi, hayat koşulları ve çaresizlikleri anlatılmaktadır.
Hikâyeye gelirsek; Kıvrak Mümin adında yaşlı bir amcamın kızının terk edip gittiği torununa bakmaktadır. Aynı zamanda ikinci evliliğini de geçimsiz bir kadınla yapmıştır. Sessiz sakin, yardımsever biri olan Mümin amca hem dırdırcı eşinden hem de ikinci kızının ormancı kocasından çok çekmektedir. Kızının ve damadının uzun yıllardır çocukları olmadığı, suçunda kızına atılması yüzünden alkolik damadına karşı kendini mahcup hissettiğinden sesini çıkartmamaktadır. Tüm bu olaylara yakından şahit olan küçük çocuk kendince mutlu olacak şeyler bulur. Terk edip giden babasının bir gemici olduğunu öğrendiğinden beri dedesinin eski dürbününü alıp Isık Göl'e gider ve geçecek olan beyaz gemiyi bekler. Aynı zamanda balık olup suda yaşamayı istemekte, beyaz gemiye ulaşıp babasıyla tanışmak istemektedir. Dedesinin anlattığı, ataları olarak gördüğü Boynuzlu Maral Ana hikâyesi de onu çok etkilemiştir. Bu sefer dürbünüyle onu aramaya kalkar. Ve günün birinde görür de ama geyiğin peşindeki yalnızca kendisi değildir. Gaddar enişte Orozkul'da geyiğin peşindedir. Tek derdi geyiği yakalamak ve yemektir.
Peki, geyiği yakalayacak mıdır, çocuk babasına kavuşabilecek midir, dedesinin çektiği eziyeti bitecek midir? İşte tüm soruların cevabı eserin son kısmında. Belki okuyan olur diye devamını anlatmak istemiyorum. Hikâyeden sonra Beyaz Gemi'nin yayınlandığı dönemde yazar yöneltilen eleştiriler de kitaba eklenmiş. Hayata pesimist bir gözle bakmasından tutunda çocuğun çaresizliğine üzülen de olmuş. Aslında bende Aytmatov'un hikâyelerinde kötümser bir taraf olduğunu düşünüyorum. Kim bilir belki böyle bir hayat yaşadığı için böyle kurgulamıştır. Yine o bozkırları, o harika doğayı betimlediği kısımlar öyle güzel ki, resmen sizi alıp o diyarlara götürüyor. Hele de umut dolu çocuğun dünyasını anlatışı ise bambaşka. Elinde olanlara ya da okumak isteyenlere ısrarla tavsiye ederim. 

Yeni Gelen Kitaplar


#yenikitaplar #kitapgünü #babilcom
Arkadaşlar bayağıdır beklediğim kargom nihayet geldi. Ama siparişimdeki bir kitap eksikti. Daha sonra gelecekmiş, nasip.  Arka Kapak dergisindeki kitap tanıtımı kısmında 44 Türk Masalı'nı görünce siparişime hemen ekledim. Macar bir Türkoluğun Osmanlı döneminden kalma hikayeleri derlediği bir eser. İçerisinde harika karakalem çizimler var. İkinci siparişim; pc oyunundan kitaba uyarlanan serinin dördüncü kitabı Assassins Creed Sahipsiz. Belki pek çok paylaşımımda bahsetmişimdir, iletişim yayınları psikolojisi dizisi ara ara alıp okuyorum diye. İşte Kendine Saygı o seriden biri. Araştırma Alain de Botton'un da olaylara bakışını beğendiğim için onu da ekledim. Eh arka kapak dergisi olmazsa olmaz. 

16 Kasım 2017 Perşembe

Etkinlik Kitaplarımız, Küçük Şeyler - Dr. Üstün Dökmen



#kitapetkinliği #kitapgünü
Arkadaşlar hanımlar toplantımızda aldığımız bir kararla birlikte psikoloji kitapları okuma etkinliğine başladık. Ve grubumuzun tercihi Üstün Dökmen'in Küçük Şeyler serisi oldu. Etkinliğimiz hayırlı olsun.  Sürekli toplananlara da böyle güzel bir etkinliği tavsiye ederim.

Masa Edebiyat Dergisi - Edgar Allan Poe


#derigokumak #masadergisi #edebiyatdergisi
Arkadaşlar elimde #edgarallanpoe bütün hikayeleri adlı kalın bir kitap var. Hikayeleri çok merak etsem de hemen okuyup bitirmek istemiyorum. O yüzden hikayelere başlamadan önce yazarın hayat hikayesini okuyayım. 
Alıntı:
MUCİZELERİ HAYAL EDEN BİR DEHA: EDGAR ALLAN POE
Çok fazla okuyordu ve okuduğu her kitap onu kendi edebiyatına dair öfkeli bir mücadeleye zorluyordu. Her şeyden önce kusursuz planlamaya ve hükmün doğruluğuna önem veriyor, edebi eserleri bozuk makine parçaları gibi ele alıp edebi işçilikteki kusurlarını ortaya çıkarıyordu. Çalışmanın ayrıntılarına, anlatımın kurgusuna odaklanıp kılı kırk yaran bir titizlikle dilbilgisi yanlışlarını ve sanatçı olmayan yazarların ve okurların o iyi niyetlerini kirleten bütün tortuları eleştirilerinde gözler önüne seriyordu. Kendi öykülerinde ise kusursuz anlatımı kovalıyordu. O dönemde yazdığı Berenice öyküsü, ürkütücüydü ve sapkınlık derecesinde tutku barındırıyordu. Ama o bu sert duyguları edebi işçiliğin içerisinde şiirsel bir anlatımla ele alarak, öyküde de şiirlerinde yarattığı ritmi yakalıyordu.
Masa Dergisi, Eylül-Ekim Sayısı 2017

13 Kasım 2017 Pazartesi

Doğu Ekspresinde Cinayet, Sinema (Yorum) - Agatha Christie


#doğuekspresindecinayet #agathachristie
Arkadaşlar romanını okuduktan sonra bugünde filmine gittim. İster kitabı okumuş, ister okumamış olun bence filmi beğenerek izleyeceksiniz. Romandaki kurguyla örtüşmeyen taraflarımı var mı diye soracak olursanız tabii ki kitap film bir olmaz. Örneğin; romandaki doktor Constantine karakterini koymamışlar. Onun yerine Albay Arbuthnot'u doktor yapmışlar. Bu detayın haricinde romanda düşünsel anlamda bir ilerleme olduğundan filmde daha aksiyon içerikli sahneler var. Birde sonundaki dramatik sahne romanda yok. Gerçi sonu farklı bitmiyor ama izlemeye değer. Yapımcılar filmin sonunda dedektifi Mısır'a çağırarak Nil'de Ölüm filmini çekeceklerinin ipucunu vermişler. 

Agatha Christie Romanları


#okuduğumkitaplar #agathachristieromanları #polisiyeroman 
Arkadaşlar bu zamana kadar ancak üç tane Agatha Christie romanları okumuşum, hepside birbirinden güzeldi. Okumak isteyenlere ısrarla tavsiye ederim. 
ÜÇÜNCÜ KIZ TANITIM:
Londra''da bir apartman katında yaşayan üç genç kızın birbirinden farklı meslekleri vardır. Kızlardan biri sanat galerisi yöneticisi diğeri yetenekli bir özel sekreterdir. Üçüncü kız ise. Kız suçlu mu, masum mu ya da deli mi? Poirot''nun bu soruları cevaplandırabilmesi için sağlam kanıtlara ihtiyacı vardır.
ÇARPIK EVDEKİ CESETLER TANITIM:
Leonides ailesi, büyükbabaları Aristide bir ensülin iğnesiyle cinayete kurban gidinceye dek, Üç Kuleli Malikâne'de mutlu bir yaşam sürmektedir. Bütün ipuçları cinayeti aileden birinin işlediğini gösterir. Bu yüzden cinayeti çözme görevini Sophia'nın nişanlısı Charles Hayward üstlenir. Çarpık bir adam vardı, çarpık bir yolda yürürdü. Çarpık bir çitin yanında, çarpık bir altı peni buldu. Çarpık bir kedisi vardı, çarpık fareler tutardı.Ve hepsi küçük, çarpık bir evde otururlardı.
DOĞU EKSPRESİNDE CİNAYET TANITIM:
Gece yarısından sonra artan şiddetli tipi yüzünden Doğu Ekspresi artık yoluna devam edemez durumdadır. Yılın bu zamanlarında lüks tren tamamen doludur. Ertesi sabah yapılan kontroller sonucu tüm yolcuların sağ salim trende olduğu anlaşılır. Ancak, defalarca bıçaklanarak öldürülen Amerikalı yolcunun kompartımanının kapısı içeriden kilitlidir. Sonunda, trende yolculuk etmekte olan Hercule Poirot cinayeti incelemeye başlar. Ancak kimi yolcular, cinayetin izlerini yok edebilmek için yaşlı dedektifin dikkatini dağıtmaya çalışırlar. Poirot, kehanet sayılabilecek bir saptamayla cinayeti bir değil iki şekilde çözümlemeyi başarır.

Doğu Ekspresinde Cinayet (Yorum) - Agatha Christie


KÜNYE

Kitabın Adı: Doğu Ekspresinde Cinayet
Kitabın Türü: Polisiye
Yazarı: Agatha Christie
Yayınevi: Altın Kitaplar Yayınevi
Sayfa Sayısı: 254
Baskı Yılı: 2016

TANITIM BÜLTENİ
Gece yarısından sonra artan şiddetli tipi yüzünden Doğu Ekspresi artık yoluna devam edemez durumdadır. Yılın bu zamanlarında lüks tren tamamen doludur. Ertesi sabah yapılan kontroller sonucu tüm yolcuların sağ salim trende olduğu anlaşılır. Ancak, defalarca bıçaklanarak öldürülen Amerikalı yolcunun kompartımanının kapısı içeriden kilitlidir. Sonunda, trende yolculuk etmekte olan Hercule Poirot cinayeti incelemeye başlar. Ancak kimi yolcular, cinayetin izlerini yok edebilmek için yaşlı dedektifin dikkatini dağıtmaya çalışırlar. Poirot, kehanet sayılabilecek bir saptamayla cinayeti bir değil iki şekilde çözümlemeyi başarır.

KİTABIN YORUMU
Biterken...
Sevgili arkadaşlar romanı okurken aklıma gelen soru şuydu, acaba planmış bir cinayette mi, yoksa duruma göre gelişen bir cinayette mi katili bulmak daha kolay? Eserin sonuna doğru bu sorumun yanıtını aldım.
Öncelikle bazı kaynaklardan Agatha Christie'nin Doğu (şark olarak da geçiyor) Ekspresinde Cinayet romanını İstanbul'daki Pera Palas otelinde yazdığını okudum. Hatta #tempotraveldergisi 'nin son bahar sayısında bu durumdan söz ediliyor. Muhtemelen İstanbul'da geçirdiği günler yazarın hoşuna gitmiş ki, bir eserinde bahsetmiş. Tabi eserin içinde İstanbul'un çamurlu sokaklarından ve doğunun yapısından da söz ediyor. Herhalde birçok yabancı İstanbul'u özüyle değerlendiremiyor. Ama biz nedense yazarın bir eserinde İstanbul'dan bahsetmesine seviniyoruz o ayrı konu.
Gelelim konusuna; uzun yıllar önce (ne kadar zamandan söz edildiği belli değildi) Albay Armstrong diye bir asilzadenin başına acımasız bir olay gelir. Küçük kızı kaçırılmış, fidyeyi verdiği halde öldürülmüştür. Yaşadıklarına dayanmayan albayın karısı ikinci çocuğunu erken doğurur. Fakat çocukta anne de yaşamaz. Ardından albay intihar eder. İşte doğu ekspresinde bu kötü olayın asıl müsebbibi vardır. Katil yaptıklarından dolayı birilerinin peşinde olduğunu bilir ve tahmin ettikleri de trenin kara saplandığı gece cereyan eder. Bıçaklanarak öldürülen katili kim öldürmüştür. İlk önce dedektif Hercule Poirot kompartımandaki herkesi sorguya çeker. Fakat ilk etapta bir sonuç elde edemez. Çünkü herkes birbirinden farklı yanıtlar vermektedir ve herkesin olay gerçekleştiği zaman yanında bir şahidi vardır. Ama dedektifimizin gözünden hiçbir şey kaçmaz.
Romanın sonuna kadar büyük heyecanla okudum. Finalde ortaya çıkan katil beni pek şaşırtmadı. Tahmin ettiğimi söylemem lakin geriye başka seçenek kalmadığı için zorunlu bir sonuç oldu diyebilirim. Okumak isteyenlere kesinlikle tavsiye ederim. ;)

9 Kasım 2017 Perşembe

National Geographic Türkiye Dergisi (Alıntı) - Eylül 2017 Sayısı


#dergiokumak #nationalgeographictürkiyedergisi #eylül2017sayısı#bilimdergisi #bağımlılık
Arkadaşlar yeni bir kitaba başlamadan önce bayağıdır beklettiğim bilimsel konulara döneyim dedim. 
ALINTI / BAĞIMLILIK
Bağımlılıkla mücadele etmek için beyin ağını onarma fikri, kısa süre öncesine dek olasılık dışı bir durumdu. Ancak nörobilimde yaşanan gelişmeler, bağımlılık nedir, neyle tetiklenir ve bırakmak neden bu kadar zor gibi sorular konusunda genel geçer anlayışı alt üst etti. 30 yıl öncesinin tıp kitaplarına göz attığımızda, bağımlılığın bir maddeye giderek artan toleransla bağlı olmak anlamına geldiğini, etkisini hissetmek için giderek daha fazla miktarda kullanma gereksinimi duyulduğunu ve bırakma sürecinde zorlu bir deneyim yaşandığını okurdunuz. ABD Sağlık Bakanlığı’nın raporu, bilimsel kurumların yıllardır söylediği şeyi doğruluyor: Bağımlılık ahlaki bir zayıflık değil, bir hastalık.


Arkadaşlar bu görselde beynimizin işleyişi ve bağımlılığın seyir süreci.